5 Ocak 2009 Pazartesi

İnce Belli Arkadaşlar (Tek İçimlik)

Beş saat veya daha uzun sürecek olan bir şehirlerarası otobüs yolculuğundasınızdır. Zamanı verimli kullanmak maksadıyla geceyarısı A şehrinden kalkan araç, sabahın ilk ışıkları ile B şehrinde olacaktır. Ayaz bir geceyarısı koltuğunuza oturursunuz. İlk başta montunuzu ve atkınızı çıkartıp elinize alırken, çaktırmadan etrafı da kolaçan edersiniz. Bu kolaçan edebilme süresi bir saniyeden fazla sürmez fakat otobüsün o geceki yolcu kitlesi hakkında ilk intibalarınızın önemli yüzdesi, o bir saniyede oluşur ve beyindeki varolan şemalara yerleştirilir..(Kimin teorisiydi bu şema olayı yahu)

vakit ilerledikçe bilet kontrolü ve cimri değilse firma, ilk yiyecek içecek servisi yapılır. eğer can istenirse gerekli şeyler yiyilip içilir ve akabinde baş cama yaslanarak dışarısı seyre dalınır. Bu esnada, düşünülmeye başlanılır istemsizce. Ne de olsa önünüzde fiziksel olarak sadece oturabileceğiniz en fazla koltuğunuzu belirli açılarda yatırabileceğiniz bir süreçtesinizdir. Mp3 player varsa, çalan şarkı ne olursa olsun, normal vakitlerde kulak bile kabartılmayacak müziklerden dahi olsa o an bir şeyler olur, müzik ile yaşanmışlıklar veya yaşanmamış fakat hayal gücünün zenginliğine göre senaryosu yazılabilecek tanık olmamışlıklar birleştirilir. Böyle vakitlerde yazabildiğim senaryolar zaman zaman şarkıdan şarkıya değişerek üç dakika sürer zaman zaman ise müziğin uyumuna göre diğer şarkıda da devam eder, zaman zaman ise oluşmuş olan senaryo altı şarkı sonra devam eder. belki yapacak bir şeyin olmamasından dalar fikrinin dipsiz kuyusuna doğru beline takıp dışarıdaki ağaca bağladığı "urgan" ile insan. Belki de nedeni farklıdır bilinmez. Yo belki de bilinebilir. yine de bilinmemesi daha derine dalmayı sağlayan ipin uzunluğunu temsil etse, bilinmesi bungee jumping elastikiyetinde olmayı temsil eder. limitler bellidir. Belki de bu nedenle yolculuk sona erdiğinde artık sonlara doğru buyur edilmiş uykudan uyanılarak garip bir mutluluk hissiyle girilir B şehrine. Bu mutluluk hissi shawsank redemptionda tim robbins in yaptıklarının ortaya çıkmasıyla duyulan o hisse eşit. Hoş işte. Gerisi berisi yok.

Bu yolculuklarda gecenin ilerleyen saatinde, mola verilir. Otobüsten iner inmez yüze vuran serinliğe karşı yakılan sigara ile bir şeyler atıştırmaya gidilir adettendir. Hiç olmazsa küçük bir çay sıcaklığı tadılır. O çay alındığında boş yer bulup oturulur ve muhtemelen başka bir yolcunun oturduğu masa olur bu, çünkü bu tür yerlerin çoğunda herkesin tekerli oturabileceği yeterlilikte masa yoktur. İşte tam o zamandan otobüse tekrar binlen zamana kadar yapılan sohbetin karşı tarafıdır ince belli arkadaşlar..Orada kalır, büyük ihtimalle hayat boyunca bir daha görülmez. Ve bu güzeldir. How I Met Your Mother'da Ted ile Victoria nın geçirdiği düğün gecesi gibi "bir daha hiç kirlenmeyecke bir anımız olacak" tadında veya edward norton un deyimiyle "tek kullanımlık hotel ürünleri" gibi. Burada kullanma olmaz aslında, sadece havadan sudan, soğuk havadan, kalan yolun süresinden bahsedilir. Kişisel konulara girilmez. En fazla "öğrenci misin" şeklindeki klişe kendine yer bulur. Bunun güzel olmasını sağlayan şeyleden biri mola vaktine kadar düşünülenler de olabilir, daha saf olur o zaman insan. Bu güne kadar bir çok ince belli arkadaşım oldu. Hepsi de öyle kaldılar. Belki hayatın hiç bir döneminde karşılaşıp konuşabilme ihtimalinin bulunmadığı insanlarla beş dakikayı ve bir sıcak ince belliyi paylaşıp yola devam etmek..İşte bunu seviyorum..

2 yorum:

KaRaMeL dedi ki...

iner inmez sigara yakarsın ya bide püff diye :)valla yolculuk yaptım senin bu güzel yazınla.
gittiğin yolların ne ilk nede son yolcususundur.Uykun hep yarımdır,doyamassın uykuya.hayaller ve gerçekler birbirine girer.

teletabi dedi ki...

iner inmez yakılan sigara vazgeçilmezlerindendir uzun yolculukların..müzik, türlü türlü düşünceler, sadece o yolculuk esnasında yaratılan hikayeler..çok sevindim kendinizden bir şey bulmanıza.