11 Şubat 2009 Çarşamba

Garip Bir Yazı

Merhaba sevgili okuyucu. Bir kaç gündür çeşitli internet problemleriyle uğraştığımdan durgun kalakaldım öyle. Bu süre içerisinde iş ile alakalı çeşitli yerlere koşturmak durumunda kaldım. Bir de, yeni gelen bir internet sitesi yapımı işi ile ilgilenmeye başladım.

Neyse efenim her yazımda belirttiğim gibi berbat giriş paragraflarının ardından asıl konuya dönmek isterim. Aslında internet bağlantım ile ilgili sorunlar yaşamadan önce yazmak istediğim bir kaç mevzu vardı. Fakat bu ilk yazıda hangisi yazacagımı bilemedim. biraz da uykum var doğrusu. Canım yine çeşitli yemekler çekmekte. Kilo olarak zayıf kategorisinde olsam da yemek konusu kesinlikle hafife almadığım konulardan biridir. Yemek yemeyi severim. elbette sevdiğim yemekleri. Mesela iyi yapılmış bir tavuklu pilav candır! şimdi bir defa pilav iyi hazırlanmış olacak, ondan da ötesi tavuğun parçaları eller ile ufak parçalara ayrılıp konulacak. Şimdi o işleme ne isim verildiği aklıma gelmedi. İğdiş mi diğdiş mi öyle bir şeydi galiba. Bir süre önce, canım yüksek dozda tavuklu pilav çekerken ve içimdeki arzular taşkınlaşmışken, bu mereti yapan yerlerden birine gittim. Maalesef çoğu fabrikasyon takılıyor. Evet çoğunun lezzeti oldukça güzel fakat, canımın tavuklu pilav çektiği zaman diliminde yakın bir arkadaşımın "gel ben sana yapayım" demesi sonrası elle hazırlanarak yapılmış tavuklu pilavın bu tür lokantalara oldukça fark attığı kanaatine vardım. Yanına bir de pilavın üzerine konulabilecek nohut yapılırsa amanın tadından yenmez o.

Yemeyi en çok sevdiğim ürünlerden biri de köfte. Şimdi bana göre dünyanın en iyi köftesini yapan yer Edirne'deki park köftecisi osman abidir. Çok fazla köfte yerim ama onun gibisini memleketin başka hiç bir yerinde yiyemedim. Zaten Edirne'ye gittiğim vakitler öncelikle uğradığım iki yerden biri bu mekan.

Diğeri ise elbette ki Tava Ciğer. Amanın amanın amanın!! Edirne dışında tava ciğer yapan yer bulmak başlı başına bir problemken yapan yerlerde de o ciğerin gerçek Tava Ciğer ile alakası yok. Bir çok arkadaşıma Edirne'de zorla yedirtmişliğim vardır bu lezzet alametifarikasını. Mekana zorla sokmadna önce "ben ciğer yemem" diyen arkadaşlarımın %83 ü (küsüratlı rakam vereyim ki.....) sonudna parmaklarını yiyerek ayrıldılar mekandan. Bilinen ciğerden çok farklı bir lezzeti var. O yüzden "normalde ciğer yemem" diyen insanlar Tava Ciğerin bilinen ciğerden farkını gördükçe saldırıyorlar. Ben de saldırırım :)

Elbette Whopper denen nane. Canımın sıkça çektiği yiyeceklerden. Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisini Whopper için hazırlamış sanki. İlk, hadi en kötü ikinci basamakta bu meret o piramitte. her kim ki "ben Whopper yemeden kendimi gerçekleştirme katına geldim" derse Maslow çıkar o kişinin yüzüne tükürür. Açık konuşuyorum.

Şimd ben ne yazdım yahu. amaçsız bir yazıydı bu biraz. Bir süredir yazmayınca fena halde yazasım geldi sadece. Belirli bir konu etrafında dolaşmayacaktım ama karnım acıkmış arkadaş. Saat 1.30. Yemek ve özellikle tavuklu pilav üzerine bir yazı yazmayı düşünüyordum. Btw, son günlerde izlerken en eğlendiğim programlardan biri Vedat Milör ile tadı damağımda. Tavsiye ederim. Özendim. Herkese iyi geceler.

4 yorum:

içimden geldiği gibi ~~~ dedi ki...

yazını okurken iştahımın birden açıldığını farkettim.:))
tavuklu pilavı bende çok severim...

teletabi dedi ki...

:) Yaşasın yemek yemek !!!

GüLCaN dedi ki...

yiyip yiyip kilo almayanları ne yapsam bilemiyorum. adaletsizlik değil mi şimdi bu?

teletabi dedi ki...

@Gülcan: :) çok kin duyuldu bana bu yüzden. toptan bir hırsı çıkacak ama nasıl bilmiyorum