11 Mart 2009 Çarşamba

Ara Tepe Noktası

Hayatın kendi içindeki tesadüflerini oluşturan bir enerjisi olduğunu düşünüyorum zaman zaman. Yani dini öğretilerde "kader" olarak da gösterilebilen bu enerjinin bir tür, farklı durumların kesişmesini sağlayan "ara tepe noktası" var. Bir odaya duvarda duvara farklı renkli ipler serdiğimizi düşünelim. Her ne kadar ince olursa olsun birbirlerine değdikleri bir "an"ın fiziksel olarak zorunlu kaldığı bir miktar vardır mutlaka. İşte bu miktar, tam da bahsettiğim enerjinin ara tepe noktası idesine denk bir örnek.

Elbette hayatın kendisi, bir odaya serilmiş ipler kadar sade değil. Genelde odanın içersinde etrafa yayılmış eşyalar, çekyatın altına bırakılmış çoraplar, televizyonun durduğu yer ya da duvardaki tablo bu karmaşanın örneğe tezahür ettiği biçim. Koltuğun duruş biçiminden ya da şeklinden, oval olmasından, deri olmasından, uzunluğundan etkilenecektir iplerimiz. Koltuğun içinden geçiremediğimize göre, ya ipin boyunu uzatıp, açı oluşturarak karşı duvara çekeceğiz ya da kısa kalacak ve karşı duvara değmeyecek. Aklıma Vicky Cristina Barcelona filmindeki Penelope Cruz'un oynadığı karaterin, resim çizerkenki paçoz hali geliyor. Boyalar etrafa yayılmış, üzeri boyalanmış. Hayatın kendisi de bu dağınıklığın birebiri aslında.

Konuyu dağıtmayayım işte bu enerjinin ara tepe noktası dediğim şey iplerin tam da birbirine değdiği veya değmek zorunda kaldığı an. İdeal olan boş odanın aksine, odanın kendi dizaynı olduğunu söylediğimize göre bu ara tepe noktasını yakalamak veya onunla karşılaşmak, muhattap olmak, daha muhtemel oluyor.

Bu mevzunun nereden kafama takıldığından da bahsetmek isterim. Sözlüğe, son günlerde dinleyip beğendim bir parça için entry girmeye karar verdim. Nitekim ilgili başlığı açtığımda, şarkının ortak kullanılan bir ismi olduğundan o kavram üzerine de girilmiş entryler vardı. Kimse şarkı hakkında yazmış mı diye bakarken tam da sözlükten tanıdığım ama sadece bir kaç kelam etmişliğim bulunan bir yazarın entrysine rastladım. İlginç olan şuydu ki, o yazarla konuştuğumuz kısa dilim sadece ve sadece müzik üzerineydi, akabinde ise aylar boyu bir daha konuşma gereği duymadık. Ve o yazarın o başlığa yazdığı entry, o isimdeki bir başka şarkıya dair entry idi. İşte bu tam da o anlatmaya çalıştığım ara tepe noktası olarak kafama yerleşti birden.. Sonra da gittim çay koydum :)

Hiç yorum yok: