dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2009 Pazar

Pazar Şarkısı (Something Special...)

bu pazar özel bir şey yapmak istedim..Aslında aklımda pek sevdiğim bir yabancı parça vardı lakin eve geldiğimde çılgınlar gibi bunları izlemek istedim..

neden özel derseniz, şu şu şu diye listeyi önünüze koyamam. Bu dizi yayınlandığı vakitler İzmit'te öğrenci idim. Ev arkadaşım ve ben bu dizinin bir bölümünü izlemiş ve hayran kalmıştık..Öyle ki, dizifilm.com a üye olmamın, her perşembe, "bu gece yalancı yarim var çıkamam" deme müsebbibim olmuştu..


İlerleyen bölümlerde artık izleyen sayısı çok düşmüştü ama ben hala ve hala her bölümünü büyük merakla izliyordum.. Burada, ağdalı aşk lafları yoktu, zengin konakta geçen entrikalar yoktu, ağam paşam kıvamı yoktu, vurdu kırdı yoktu..aşk vardı. hem de hayatın içinden biçimde. yani nasıl denir bilemiyorum bir çok dizi veya film izlenir ama hayatın akışında oradaki olaylarla karşılaşmak pek nadirdir. o dili kullanan gerçek hayat inanları çok azdır. bu dizi öyle bir şeydi ki, gerçek hayatın bir çok noktasında karşılaşılabilirdi.. sıradan ve basit sözlerdi senaryodakiler, diyaloglar sadece "sıradan"dı. gerçek bir sehl-i mumteni idi aslında senaryosu..



Öyle ki, artık izleyen kitlesi iyice azalmasına rağmen, elde avuçta kalmış bir kaç hayranının ısrarları ile final yapmadan bitmemesi kararlaştırıldı dizinin. Sezon ortasında izlenen bu sahneden sonra, gerçek final olmadan bu dizinin ve karakterlerin ömrünün sonlanması büyük üzüntü verecekti..



Sözlük başta olmak üzere, televizyon dünyasının "bilmiş" kişileri diziyi epeyce eleştiriyordu "bir bıraktım 10 bölüm sonra hala aynı yerde" konusu altında. Gidin yaprak dökümünü seyredin lan ne diyeyim diye geçiriyordum içimden zaman zaman. Bir avuç izleyicisi ile sessiz sakin yoluna devam eden bir yapımdan size ne. Zaten izlemiyorsunuz ki. FAkat yine sözlük başta olmak üzere bir kaç yerde de diziyi izleyenler yıllaaaar yllar sonra bir yerli yapımın yetmişler yeşilçamı modunu yakaladığında hemfikirdi.. Gerçek bir yeşilçam romantik komedisi izlemek nasıl keyif verirse ve yetmişlerin yeşilçam yapımları nasıl ki absürd olmasına rağmen hissedilen "samimiyeti" yakalıyorsa bu dizi de yakalıyordu onu. hem de tam ve kesin anlamıyla. ingilizce bir kelime daha iyi oturabilir buraya belki. "exactly!"



"Bende numara çoook...."
bu bölüm yayınlandığı vakitler malum olayın olduğu vakitlerdi ve ben bir düğüne gitmek için hazırlık yapıyordum evde. Çıkmak üzereyken televizyondan haberi aldığım o anı unutmam herhalde pek mümkün değildir hayatım boyunca. bu nasıl bir kaderdir ki, her türlü yayından kaldırılacagı düşünülen bir dizi az sayıda kişinin ısraları sonucu biraz daha uzatılır ve tam da gerçekten bitmesine dört bölüm kalmışken can karakteri canını bırakır...

Mevzubahis olay hakkında pek fazla yazmak istemiyorum. Zaten sözlüğe dizi hakkında en çok yazan kişiyim ama o olay meydana geldikten sonra ketumlaşıp kaldım adeta.. bir güzel sabahın romantik, komik, içten diyaloglarını bu dizide bulabiliyordum..Şuradaki telefon açmanın samimiyetini va diyalogların reelliğinin altındaki duyguyu mükemmel verişini ise hep sevmişimdir.. Klasik.. "Allakım allakım" telaffuzuna rağmen :)



bu dizinin tüm bölümleri youtube da var. kendinize bir iyilik yapın ve bu pazar kahvaltıdan sonra herhangi bir bölümünü izleyin (favorim 20. bölümdür:)). eğer pazar günü samimiyetine yakıştıramıyorsanız bir daha da bu bloga uğramamanızı tavsiye ederim.. Herkese günaydın, işte pazar şarkınız..

18 Eylül 2009 Cuma

Kurozuka'nın olayı Nedir?


Merhabalar efenim. Nasılsınız? Beni soracak olursanız vasatın altındayım. Lakin bu durum bir şeyler izlemeye engel değil, bilhakis teşvik edici. Takip ettiğim dizilerde yeni sezon başlayana kadar Kurozuka isimli animeyi seyredeyim dedim. Toplam on iki bölümden oluştuğunu öğrendiğimde bu aralığa iyi gidebileceğine kanaat getirip başladım. Şu ara dokuzuncu bölümü izledim. Daha full Metal Alchemist ve Death note'u izlememiş biri olarak sıkı bir anime takipçisi olduğum söylenemez.

Anime'yi türkçeye çeviren Şahrud Fansub ekibine teşekkür ederek başlamak gerek söze. Çok iyi bir çeviriye imza atmışlar lakin ülkede pek fazla izleyen yok sanırım. Olay şu ki dokuzuncu bölüm olmasına rağmen ve dizi toplam on iki bölüm olmasına rağmen konuya daha yeni yeni gireibldim ben. İlk bölümlerde "ne oluyor lan bir şey anlamadım ben" diye izlerken zamanla izledikçe her dizide olduğu gibi yapımın doğasının içine girebilimeyi başardım.

Öncelikle çizimler efektler ve renklerin müthiş biçimde uygulandığını söylemek isterim. Sadece bu çalışmalar için bile görülebilir bence. Zaten Sony yapımı olduğunu ve birinci sınıf olduğunu belli ediyor bu açıdan. Her animede olduğu gibi açılış ve kapanış jenerikleri ve şarkıları kendine hayran bırakacak düzeyde. Özellikle kapanış jeneriğinin hastası olduğumu belirtmek isterim ki yazının sonuna onun da youtube linkini koyacağım.

Konuya gelince, aslında konuyu başta biraz okumasaydım hiç bir şey anlamadan izleyecektim sanırım diziyi. Bin yıllık bir aşk hikayesini konu alıyor temelde ve sonsuzluk üzerine kurulu. Yani zaman yolculuğu olarak algılanabilir ama bu geçişler bir tür flash forward ve flash back niteliğinde diye düşünüyorum. Zaman yolculuğu olduğunu söyleyemem. Belki kalan son dört bölümde bu konuya netlik getirilir. Bu aşk hikayesinin içinde, imparatorluk, vampirler, asteroid, yeraltı mücadelesi veren özgürlükçü örgütlenmeler üzerinde ilerliyoruz. Aşk hikayesini doğal olarak, bir animeden beklendiği şekliyle sadece aşk temeliyle izlemiyoruz. Dizi bir çok fantastik bilim kurgu öğelerindne belirtiler taşısa da kendi yolunda bunları başarıyla birleştirmiş görünüyor lakin işleniş ve kurgu anlaşılmakta ve daha önce değindiğim gibi içine almakta zorluyor seyredeni. Elbette ki oldukça sert şiddet sahneleri içermesi de eminim ilginç fetişist eğilimleri olan david crononberg, david lynch veya quentin tarantino'yu da etkilemiştir diye düşünüyorum. Hatta David Crononberg'in Crash filmi karakterleri bu diziyi izleyerek sevişseler şaşırmam.

Neyse efenim anime konusunda yetkin olmadığımı biliyorum ama çizimleri ve renkleri açısından bu on iki bölümlük animeye göz gezdirmekte yarar var diye düşünüyorum. Son olarak kapanış şarkısının videosunu ekleyerek şimdiden herkese iyi bayramlar diliyorum.

3 Eylül 2009 Perşembe

Yeni Sezona Doğru

Merhabalar efenim. Bu yıl da sezona başlamadan az evvel kısa bir kişisel değerlendirme yapmak istiyorum izlediğim dizilere dair. Bugünlerde pek fazla yazamadığım için biraz geç bir değerlendirme olacak sanırım. Sezon yerli kanallarda açıldı, Amerika’da da açıldı açılacak. Sırayla yazayım düşüncelerimi;

How I Met Your Mother

Elbette, mutlak suretle ilk sırayı yine canım ciğerim How Met Your Mother’ım alıyor. Yeni sezonu 21 Eylül’de açıyor. Bu açılış törenle tüm yurtta ve yavru vatanda coşkuyla kutlanacak elbette. Geçtiğimiz sezon, Ted için ilk başta, Himym izleyicisinin bir türlü ısınamadığı Stella ile olan ilişkisiyle açıldı. Evlenme günü Stella Ted’i terk edip eski eşine dönerken akabinde Ted yine ufak bir bocalama süreci geçirdi. Sonraki bölümlerde Ted’in hayatında önceliğini iş mevzusunun alığı döneme girik. Bu diziyi neden bu kadar sevdiğimi görmem için başka bir nedendi aslında bu. İlk sezonda daha çok ilişkiler üzerine yoğunlaşırken, benim hayatımda da ilişkiler önemli yer tutuyordu. Sonraları hayat mücaelesi, para kazanma uğraşları derken yaşam sıkıntılarıyla örülü bir yılımla dizinin dördüncü ezonu da ana karakterin bu mevzularda bocalamasıyla geçti. İşte bu, diziyi gözüme açık ara birinci konumundan eşsiz birinciliğe yükselten başka bir nedendi. Sezonun sonunda Ted’in, Üniversiteye hoca olmasıyla kendimizi bambaşka bir hikayede bulacağımızın sinyalleri verildi. Bu sezon anne ile tanışabiliriz belki nihayet. En fazla bir sezonu daha kaldı çünkü dizinin. Anne için daha önce verilen referanslara bakarsak, dördüncü sezonda Ted, müstakbel anneyi numarasını alır almaz aradığını beyan etmişti. Anne Ted’in üniversitedeki öğrencilerinden biri olacak. St. Patrick’s Day referansı da unutulmamalı. Ayrıca büyük ihtimalle Ted’in ilk sezonda tarif ettiği ideal kadın modeli ile de benzerlikler taşıyacak. Bu tarifin içinde neler vardı denirse, sevdiği yemek lazanya olacak, Times bulmacalarını çözmeyi sevecek, favori kitabı kolera Günlerinde Aşk olacak, elbette Pablo Neruda’yı sevecek, büyük ama büyük ihtimalle e Star Wars hayranı olacak. İki yıl önceki St. Patrick’s day etkinliğinde mevzubahis bara gitmiş olacak. Evet bu kriterlere yakın kaınları büyüteç altına alacağız yeni sezonda anne aylığı için. Ayrıca iki senedir Victoria’nın bu diziye bir şekilde dönmesini bekliyorum lakin önemedi bir türlü. En son “Ted Mosby is Not A Jerk” sitesini kurduğunu biliyoruz kendisinin.

Öte yandan Barney – Robin ilişkisi de muhtemelen yeni sezonda netlik kazanacak. Geçen sezonda toplanıp o çok pahalı viskiyi içerlerken “bir yıl sonra” referansıyla ikisini gayet yakın görmüştük birbirlerine. İkisi de birbirlerine uygun çiftler bence de. Zaten daha ilk ezonda beraber çıktıkları akşamda bunu içten içe fark etmiştik. Fakat bu birlikteliğin netliği en erken sezon ortasını bulabilir gibi geliyor.

Marshall ve Lilly için ise bu sezon muhtemel çocuk yapma kararıyla geçebilir. Elbette ki özellikle işle ilgili durumlar ikisinin de hayatının önemli bir parçası olacaktır. Bakalım neler olacak.

Yeni sezonunu merakla bekliyorum canım ciğerim dizimin.

It’s Always Sunny in Philadelphia


Geçen sezon yaz tatilinde The Big Bang Theory’i keşfetmiştim. Bu yaz da, bu şahane diziyi keşfettim. Kendisini sert “Friends” olarak tanımlayan bu dizi gerçekten izlenmeye değer bir yapım. Yarma garantili mizah anlayışı ve öüller verilirken neden atlandığına epeyce şaşırdığım yaran performansıyla Danny de vito da var. Yeni sezonda şahane konularla “day maan, fighter of the night maan, champion of the suun. You re the master of karate..and friendship for everyone” derken “Wildcaaard Bitcheees” diye kopacağız. Diyaloglardan konuya, işlenişe kadar yarma garantili bu diziyi keşfettiğime gerçekten çok sevindim. Yeni sezonda da gülmekten katılırken sandalyelerden düşeceğiz yine muhtemelen.



The Big Bang Theory

İkinci sezonun sonunda üç aylık tatil için kuzey kutbuna giden ekibin bu maceralarından notlar ile yeni sezona başlayacağız muhtemelen. Açıkçası ikinci sezonuna, ilk sezonu kadar gülmemiştim dizinin. Sheldon Cooper her ne kadar son derece orijinal bir karakter olsa da ikinci sezonun ilk yarısında dizi neredeyse onun üzerinde döndü ve sıkmaya başladı biraz. Lakin sezonun ikinci yarısında kendini toplamayı başardı. Sheldon’ın Alicia’ya binaya giriş için yaptığı test ve, kendisine çizgi romanın “mind blowing” olduğunu söyleyen arkadaşına misillemesine halen gülerim. Bakalım yeni sezonda neler olacak. Shelon’ı dozunda tutarsalar kahkahalı günler bizi bekliyor gibi.

Gossip Girl

Bir kere başlayınca bırakılamayan çekirdek gibi ve daha da ötesi çekirdek yiyerek izlenmesi elzem olan bu teenage dizinin yeni sezonunda neler olacak apayrı bir merak konusu. En son gençlerimiz liseyi bitirdiler. Goodbye Gosip Girl bile dendi. Aslında Dawson’s Creek’in lise sonrası yaşamla devam ederek sıçıp batırması gibi kötü bir örnek varken, lise sonrasında devam etmeli mi diye soru işaretleri de yok değil. Dizinin üçüncü sezonu tam bir kapalı kutu. İçinden çıkacka şey rezil de edebilir vezir de.

Damages

Glenn Close’un gün geçtikçe efsaneleşen performansıyla iyiden iyiye havalara giren Damages üçüncü sezonda aynı kurgusunu sürdürecek gibi görünüyor. Baştan bir final kısmı verip, olayların o noktaya gelişini adım adım izleyeceğiz yine büyük ihtimalle. İlk sezon için, orijinal ve ilgi çeken bir teknikti. İkinci sezon biraz alışkanlık oldu herhalde ve o kadar da vurucu gelmedi bana. Üçüncü sezonda Ellen Parsons, Patty hewes tangosu yine nefes kesecek gibi ama kurgu artık iyice alışılmış ve adım adım sıradanlaşmaya doğru gidiyor. Buna bir şeyler yapılabilir.

Lost ve It Crowd hakkında konuşmak için ise henüz erken. Bekleyelim e görelim bakalım.

18 Haziran 2009 Perşembe

Uzun Süreden Sonra Televizyon İzlemek ve Behlül ile Bihter'in Golü


Efenim son aylarda nadiren televizyonda birşeyler izliyorum. yerli dizi desen, artık iki buçuk satlik süreleri dolayısıyla 150 dakikamı ayırıp izlediğim bir dizi yok devamlı olarak. Son dönemde eski günlerine dönüş sinyalleri veren vadinin bir kaç bölümünü izledim. Onun haricinde bu akşam da Aşk-ı Memnu'nun final bölümünü izleme şansı buldum.

Kitaba az çok aşina olduğum için, baştan sona izlediğim tek bölüm final olmasına rağmen karakterlere ısınmakta pek problem çekmedım. Tabi arada sırada sözlükten de gördüğüm kadarıyla konunun uygun gittiğini pek sapmadığını da görüyordum. Neyse efenim gelelim bu final bölümüne. Neredeyse her tanıdığım Msn'de olsun yakın çevremde olsun Behlül'ün atacağı golü bekliyordu. Elbette ki Bihter'in de atacağı golü. Sekste kadının edilgen taraf olarak gösterilmesini pek hoş karşılamıyorum neyse. Kısaca Behlül ve Bihter'in atacağı gol diyelim. Tsubasa ve Misaki'nin beraber attıkları gol gibi. Ben de neticesinde ilgi duydum ve sezonun son bölümünü açıp izledim.

Karşımızda Kıvanç Tatlıtuğ ve Beren Saat gibi libido arttırcı etkisi bulunan oyuncular vardı. Zaten dizi Vahşi Kedi dizisi gibi bir ton entrikayla dolu kim kiminle yatacak mevzusunu ortaya almaya başlamış. Doğru da yapıyor bence. Final bölümünde gördüğümüz sevişme sahnesi yerli dizilere göre epeyce başarılıydı bence. Oyuncuları tebrik etmek gerek. Bunun yanı sıra diziyi izleyip libidoları fırlayan çiftler diziden sonra partnerleriyle Behlül veya Bihter'i düşünerek sevişebilirler. Sonrası hayal kırıklığı olur sanırım.

Neyse efenim öncelikle şunu söylemek isterim ki otelde buluştukları kısma bittim. Beren Saat'in giydiği gömlek, gömlek giyen kadınlara karşı olan zaafımı yeniden alevlendirirken düğmelerini açmasıyla verdiği çıldırtıcı dekolte ile puanları katladı gözümüzde. Bunun yanısıra diziyi ev arkadaşımla izlerken (ben karşı cins partnerle izleyemedim lan, ev arkadaşım ve göbeği ile birlikte izledik) Behlül ve Bihter'in gün kararlaştırma konuşmasında, Behlül'ün "bir yolunu bulacağım" tandanslı sözü üzerine hemen tespitler geldi. Bence bir erkek uçkurunun peşine gitmek üzereyse o yolu mutlaka bulacaktır. İster arkadaşının evi olsun ister otel falan işte neyse artık. Mutlak bir yolunu bulacaktır. Erkekte de kadında da uçkur derdi en yaratıcı fikirleri ortaya çıkarması açısından yararlı bence. Oteldeyken Behlül çocugumuz böyle olmaz diyerek de doğru kararı verdi. Öncelikle zaten zaman çok kısalmış, gizlilik tehlikeye girmiş evde unutulan telefondan dolayı. günler sepete girmedi neticesinde ki evlatlarımız amaçlarına ulaştılar sonra.

Öte yandan reklam arasında gördüğüm Çitliyo reklamındaki şu tarz diyaloglar ülkenin halinin ne kadar boktan olduğunu gösterdi bana;

-Yıllar önce kovduğun fakir ve gurulu genç vardı ya
-Eee
-İşte sonra başka bir işe girdim ama sigorta yapmadılar çıktım.

Sigorta yapmak bir zorunluluk olmasına rağmen toplumda anti hareket bu kadar kabul görmüş ve sindirilmişken işçi veya çalışanın haklarının nereye doğru gittiği büyük endişe uyandırıyor.

Haberler hala 19.00 da başlıyor. Sanırım gelecek haftadan itibaren 20.00'ye çekilecek. dizlerin bu kadar geç sezon finali yapmasından kaynaklanıyor sanırım bu durum da. ÜZerine uzun uzun konuşulacak bir konu aslında bir sezonun süresi ama onu da başka zaman konuşuruz. Şimdilik bu kadar, bir kaç ay sonra yerli dizi izlemeye takatim olursa gözlemlerimi yine yazabilirim belki. bu sürelerin artık kısalması lazım çok kötüye gidiyor sektör.

4 Şubat 2009 Çarşamba

İz Bırakan Diziler(Yabancı)

Aslında başka bir yazı yazacaktım fakat yazacağım konuya dair kafamda tasaraladığım sistemi tam toparlayamadığım için yazının yarısında vazgeçip öteledim. Muhtemelen yarına veya cuma ya. Bilemedim. İki gün önce yaptığım iz bırakan diziler derlemesinin yabancı diziler için olan versiyonunu yazmak istedim şimdi de. ilk on için çok zorlu bir seçim süreci oldu benim açımdan. Dışarıda bırakmak zorunda kaldığım bazı dizilere üzüldüm ama yapacak bir şey yok. Ağırlıklı olarak ilk aklıma gelenleri aldım yine listeye. Ama bu kez ilk aklıma gelenlerden bir kaçını eleyip sonradan aklıma gelen üç diziyi listeye aldım. Dedim ya zorlu bir seçim süreciydi. İlk onu seçip, sıralamakta da oldukça zorlandım. İlk üç daha en başta belliydi fakat sonraki yerler için sıralamada zorlandım. Neyse efenim buyrun;

10- MacGyver
Eldeki kıt imkanlarla ürettiği akılalmaz çözümlerle MacGyver on numaradan da olsa listeye girmeyi başarıyor. Her bölümünü merakla beklediğim bir diziydi yayınlanırken. Sonra da mahalleye çıkıp abuk subuk şeyler denerdik arkadaşlarla. Her türlü alet ve edavatan bomba, çeşitli silahlar üretebilir bu arkadaş. Pratik zekasının çoğu zaman oha dedirttiği yerler olmuştur elbette. Aklımda karıncaların istilası şeklinde cereyan eden bir bölümü var. Tabi o zamanlar bir de o filmler modaydı. Arıların, karıncaların istilaları, dobermanlar çetesi gibi. Ben de köydeyken artık haftasonları meraya gitmeye korkar olmuştum. alacağım olsun amerikan sinema ve dizi endüstrisi. doğal hayattan soğuttunuz lan. Neymiş efenim dev karıncalar(ulan dev karınca ne bir kere bu ne fantastikliktir) gelecek hepinizi zikecek. Neyse efenim konudan sapmayayım. Bu maccyver o bölümde petrol fıçılarını kullanarak istilayı önlemişti. Hep aklımda o sahne gelir bu diziyi düşününce.


9- Dharma And Greg
Bu dizi benim için büyük boşluklardan birini doldurmuştu. Ama zamanla boşluk doldurmasından çok kendine özgü kalitesiyle öne çıkıp hayranlık yarattı. Önceden, çok önceden Cnbc-e'de perşembe geceleri, The Naked truth(O da listede elbette) en severek izlediğim diziydi. O bitince ne izleyeceğim şimdi diye düşünürken aynı saate bu can dizi geldi. Türkiye'de yapılan Aslı ile kerem versiyonu da yerli diziler listesine girmeyi başarmıştı. uçarı bakış açısıyla Dharma ve ailesi, zengin ve kapital Greg ve ailesinin çatışmlarını izlemek bile yeterliydi. Dharma ve Greg ilk bölümde bir gecelik birliktelik sonrası evlenmeye karar verirler..olaylar gelişir..Gecen sene ilk iki sezonunu internetten bulmuştum ben de. çok sevinmiştim bulunca. Eski bir dostu görmüş gibi..


8- Relic Hunter
Efenim, Tia Carrere isimli güzel hatunumuzu başrolde izlediğimiz Gizem Avcısı sıralamada kendine sekiz numarada yer buluyor. Tarihi kendimi bildim bileli pek severim. Yani öyle savaşlarla ilgili öğretilen tarihten ziyade olan tarihi..Popüler Tarih dergisinin de uzun yıllar abonesiydim. İşte bu dizi, her nek adar mistizme kaysa da tarihi vakaları incelediğinden ve akıcı yazılmış senaryosundan olsa gerek kaçırmadan izlediğim bir diziydi vakti zamanında. Tamam inkar etmiyorum Tia Carrere'nın güzelliği ve oynadığı sydney karakterine hayranlığım da etkiliydi bunda. Sonradan kendisini MY Teacher's Wife da izleyince de öğretmenlere ilgi duymaya başlamıştım falan lisede. Her öğretmen onun kadar güzel olamıyor tabi.:) Öhöm neyse efenim Relic hunter sekiz numarada.


7- Coupling
Kadın-erkek ilişkilerine ve kadın-erkek ilişkilerindeki cinsellik faktörüne dair yapılmış en eğlenceli dizilerden biri olan ingiliz dizisi Coupling elbette listede. İlk iki sezonundaki her bölümü efsane olan ve Jeff karakteriyle yerlere yatıran tespitleri barındıran dizi, sadece Jeff aracılığıyla değil diğer karakterler aracılığıyla da kadın-erkek ilişkileri üzerine muhteşem ve bir çok kişinin söylemekten çekindiği tespitler yaparak bir çığır açmıştır. Steve'in dellendiği iki sahne vardır. Bunlardan biri porno film izleme nedenlerine dairdir, diğeri de yastıklara dair ki efsaneleşmiştir oradaki Steve tiradları. İşte o iki tiradtan biri olan Steve'in izlediği videonun br porno olmadığını kanıtlamaya çalışıp sonunda kopmasını koymak istedim buraya da.


6- İlk Öpücük
Fransa'nın listeye sokabildiği tek yapım. İzlediğimde oldukça küçük olmama rağmen halen hatırımda olan bu gençlik dizisi de iz bırakan dizilerdne birisi olarka kendine yer buluyor. dizinin yarısının öpüşmekle ve sevişmekle geçmesinin akabinde doğru düzgün bir konu ve senaryo işleyişi bile olmamasına rağmen nasıl her gün izlediğimi anlamakta zorlanıyorum şimdi. Yine de herşeye rağmen, ilk aklıam geenlerden olduğu için listede olmayı hakediyor. Konusundan ve kalitesinden ziyade, hatırlattığı eski günler anısına da ortalarda bir yerde..


5-) The IT Crowd
İçerisinde yoğun dozda Britcom öğeleri de barındıran Bilgisayar teknolojileri üzerine yapılmış en eğlenceli yapım olan ingiliz dizisi The IT Crowd listede beş numarada. Ocak ayı içerisinde üçüncü sezonunu yayınlanıp sona eren dizinin yeni sezonu için bir yıl bekleyeceğiz fakat üçüncü sezon bir yıl beklemeye kesinlikle değmişti..Eğer biraz Bilgisayar ile alakalı konulardan anlıyorsanız yerlere yatmamanız mümkün değil izlerken. Tabi bunun yanısıra, Douglas, richmond gibi karakterler ile girilen geyikler, yeni yardım numarası ve özellikle korsan film indirmeyin reklamına yaptıkları gönderme koparmıştı. Büyük bir firmanın bilgi işlem bölümünde çalışan Roy ve Moss'un yanına sadece Cv'sinde bilmediği halde ekstra olsun diye bilgisayarlardan anladığı yazdığı için atanan müdür Jen'in maceraları izlemeye doyulmuyor..


4- The Naked Truth
Sit-com ile gerçek anlamda tanışmamı ve sevmemi ayrıca Tea Leoni'ye hayran olmamı da sağlayan 1995 çıkışlı bu sit-com Cnbc ile de gerçek anlamda tanışmama vesile olmuştur. Gerçekten oldukça başarılı bir mizah yaklaşımı vardı dizinin. Perşembe günleri hep nedense televizyonda ilgi ile izlediğim dizilere gün sahipliği yaptı. Naked truth, Dharma and Greg, It's A Man's World, How I Met Your Mother, Kurtlar Vadisi, Yalancı Yarim. Hep ilgiyle izlediğim dönemler perşembe günleri yayınlanıyorlardı televizyonda. İşte o perşembe büyüsünün başlangıcı da bu başarılı komedidir.


3- Manuela
Evet efenim geldik ilk üçe. birinci belli ikinci kim sözü gibi ilk üç daha en baştan belliydi listeyi yaparken benim için. Üç numarada İtalya'dan Manuela var. Trt'nin pembe dizi fırtınasının parçalarından biriydi Manuela da. Önce 17.15'te trt 1 de hayat ağacı, sonra 18.10 da trt 2 de yalan rüzgarı, ardından da 19.15 te trt 3 te manuela izlenirdi. Küçüktüm tabi annemler izlerdi ben de izlerdim doğal olarak. Melek Manuela ile kötü kalpli ikizi Isabel ve şeytan kaynana bernarda'nın yanında Fernando arasındaki ilişkiler her bölüm heyecan fırtınası yaratır. Evde anne ve komşular arasında uzun uzun bölüm değerlendirmeleri yaptırtırdı. Sonradan Atv'de de çıktı sanırım. Ama biz onu ilk defa Trt 3 te tanıdık. buyrunuz unutulmaz jeneriği ve şarkısı için. eminim o dönemlerde yaamış olanlar hatırlayacaktır bu açılış ve şarkıyı.


2- Lost
Daha yayınlanırken fenomen olmayı başaran çok az dizi vardır. İşte Lost da onlardan biri. Açıkçası bundan yıllar sonra, o zamanlar çok küçük olduğumdan hatırlayamadığım annemlerin Dallas izleme maceraları gibi çocuklara ve torunlara anlatabilecek olmaktan çok mutluyum. Günü gününe takip edebiliyor olmaktan. Uzuun uzun yıllar sonra "yaa evladım bu dizi yayınlanırken deli gibi izlenirdi. Şöyle olurdu böyle yapılırdı" denecek ileride yaşayan efsane Lost için. Şimdi bilmeyene Lost'un konusunu anlatabilmek pek mümkün olmadığı, hikaye fena halde çeşitli olduğu için konudan bahsetmeyeceğim. Zaten bir çok okuyucu da izliyordur kendisini. Seviyoruz Lost'u.


1- How I Met Your Mother
İzlediğim gelmiş geçmiş en iyi yabancı dizi işte budur! Bu kadar hayatın içindne ve samimi bir yapım izlemedim ben. Gerek hayatın kendisi gerkese kadın erkek ilişkileri üzerine CIVITMADAN yapılan tespitler, komedi ve gerektiğinde romantizmin muzzam harmonisi, oldukça başarılı bir mizah anlayışı, karakterlerini sanki mahalledne arkadaşlarımmış ya da üniversitede arkadaşlarla bir cafede oturmuş da konuşuyormuşuz gibi düşündürecek kadar sıcak ve samimi ve hatalarıyla, doğrularıyla samimi çizmesi ve elbette Barney Stinson, Ted mosby, Robin Scherbatsky, Lily Aldrin ve Marshall Eriksen in her birinin kendine has kişilikleri. gerçekten yakın arkadaşlarımmış gibi oldu bu dizinin karakterleri artık. O kadar gerçekçi.. Mesela bir çok sit-com da espri yapıldıktan sonra karakterler öyle mal gibi durur gülme efekti geçene kadar fakat burada karakterler kendi esprilerine gayet normal ve olmaıs gerektiği gibi gülüyorlar ne bileyim, tepkileri bir dizideki gibi robotlaşmış değil. How I Met Your mother çok çok çok açık ara ile 1 numarada bu listede..



Tabi listeye giremeyen ama en azından isimlerini anmak istediğim Atlı Karınca, Evimiz hollywood'ta, Melrose Place, full house, Prison Break, Spin City, Sabrina: The Teenage Witch, Damages, The O.C., Dawson's Creek, Bewitched, Golden girls, Frasier, Mad About You, Visitors, Lassie, Siyah İnci'ye de selam etmek isterim. Herkese iyi akşamlar..Derleme bir video koyalım eskilerden dizilere ait son olarak. Buyrun buradan

2 Şubat 2009 Pazartesi

İz Bırakan Diziler

Efenim hazır bugün söz dizilerden açılmışken, kişisel tarihçeme iz bırakan dizilerden de bahsetmek isterim. Sıralama yaparken unuttuğum mutlak olmuştur, pek fazla üzerinde düşünmedim lakin üzerinde epey düşündükten sonra akla gelen, ilk akla gelen kadar etki bırakmamış demek ki diyerek bu açığı kapatma bahanemi de sunmak isterim. Neyse efenim buyrun başlayalım;

10- Yalancı Yarim
Bu dizi ülkenin kara talihli dizilerinden biri olarak yerini aldı. Malumunuz rahmetli Barış Akarsu'nun çekimler esnasında hayatını kaybetmesiyle anılır oldu. benim için öyle değil..Aynı isimli romantik komedi filminin de sıkı bir hayranı olarak bu diziyi de ilk başladığı günden beri ilgiyle takip eden izleyicilerden biriydim. Sözlükte de başlık altına en çok ben yazmışımdır herhalde. Her şeyiyle bir yeşilçam romantik komedilere saygı duruşu olarak görüyordum. Diyaloglar fena halde doğaldı. Yani biraz, sanki ekran karşısında karakter izlemiyorum da hayatın içinden yarın yolda karşılaşabileceğim birini seyrediyor gibiydim. Romantizm ve komedi oldukça dozundaydı. Gereğinden fazla uzadı evet. Ne ironik ki gereğinden fazla uzaması akabinde tam da bitmesine üç bölüm kala başrol oyuncusu hayatını kaybediyordu..En sevdiğim ve sıcak, samimi bulduğum dizilerden biri olarak yalancı yarim bu listede olmayı hakedenlerden..Otomobil uçar gider ha..


9- Yedi Numara
Özgün komedi dizilerimiz çok az maalesef. Bu dizi de o az sayıdaki yapımlardan biri olarak öne çıkıyor. Zeka ürünü espriler ile karakterlerin harmanlanmasının başarısı ve bir çok uyarlama yapımın faka bastığı nokta olan "bizden olma" samimiyetiyle kendini gösteriyordu. Zaman zaman televizyonda rastlayıp izlemek bile yetmiyordu..Tüm bölümlerini bulup indirmiştim kendisinin halen canım sıkıldıkça izlerim. Aslen bir komedi dizisi olsa da herhalde en güzel sahnesi bu sahnedir..


8- Süper Baba
Herhalde bu dizi için pek bir tanımlama yapmaya gerek yok. Fiko'nun önce İpek'e olan aşkı ve sonra diziye katılan afet Şevval Sam'a olan ilgisinden, çocukların okul maceralarına(Galatasaray Lisesi'nde kalmak, okulun harcını ödeyememek), dedesinin karadeniz özlemine, dopdoluydu ve oldukça başarılıydı. Türkiye'de dizilerin efsanelerinden biri olarak ölümsüzleşti sonunda da..Açıkçası ben fiko ipek birlikteliğinden ziyade fiko-deniz birlikteliğinin taraftarı olduğumdan oradan bir video koymayı uygun gördüm..


7- Aslı ile Kerem
Şebnem Dönmez ve Ozan Güven'in başrollerinde yer aldığı, Dharma ve Greg dizisinin yerli uyarlaması Aslı ile Kerem de listeye girmeyi başaranlardan. Dizide özellikle şimdi ismini anımsayamadığım Cem karakterini oynayan arkadaş muhteşemdi. bir bölümde Çelik hayranı olmuş ve beni de yerlere yatırmıştı. boğaz köprüsünü de koşarak geçtiğini unutmayalım. Öte yandan uyarlamada sorunlar olsa da genele bakacak olursak vasatın üzerinde bir uyarlama olarak gösterebiliriz aslı ile kerem i. Ben, Dharma and Greg'i de cnbc e de izlediğim için hemen uyum sağlamıştım uyarlamaya da. Şebnem dönmez de oynaması çok zor olan dharma rolünde Aslı olarak pek başarılıydı.


6- Bizimkiler
Herhalde Türkiye halkı ile yediden yetmişe özdeşleşmeyi başarmış tek yerli dizi olarak bizimkileri gösterebiliriz. 10 yıldan uzun ömürlü dizide çocuklar büyüdü hatta evlendi bile. Her biri kendine has ve halkın içinden karakterler tüm izleyenlerin dillerine dolaştı. Kapıcı Cafer, Sarhoş Cemil, Katil, Yalaka Ergun, sabri bey, dunkof gibi onlarcası...Elbette yerli diziler hakkında bir belgesel yapılacak olsa baştacı yere konması gereken bir dizi bizimkiler.


5- Kaygısızlar
Başarısında, Gani Müjde'nin büyük payı bulunan ve yine kendine has yer edinmiş dizilerden biri kaygısızlar. Absürt yapısı ve mizah anlayışı ile bir çığırın başlangıcı belki de. Ondan sonraki gelecek olan komedi dizilerine bir bakış açısı zenginliği kazandıran dizidir bence. 36 çocuğu ve üç karısı ile İstanbul'a gelen memnun kaygısız kalacak ev bulamayınca askerlik arkadaşı Berber İsmail'in evine yerleşir...olaylar gelişir..Yenge de erik gibiymiş kütür kütür hani yalamasınlar karambolde..Gani müjde'yi alkışlamamak mümkün değil getirdiği yeni bakış açısından dolayı.


4- Sır dosyası
İzleyenlerin tarihçelerinde mutlaka kendine özel bir yer edinmiş olan, X files uyarlaması ve Taylan Biraderleri ilk tanıdığımız gerilim dizisi denemesi Sır Dosyası listede dört numarada. İsminden karakterlerine, bir x files kopyası olan bu dizi aslında konu itibarı ile işlenilen olayları yerelleştirme mevzusunda oldukça başarılıdır. Daha ilk bölümünde cinli köye gidilen, o zamanlar satanizm, gerek haber bültenlerinde gerek magazinde çok popüler oldugundan satanist bölümü, külkedisi cinayetleri bölümü birinci sınıftı. Özellikle görüntü kalitesi açısından da dizinin dönemine göre epey ileride olduğunu söyleyebiliriz. Ne yazik ki sadece beş bölüm çekilen bu dizi o dönem izleyicileri tarafından hiç unutulmadı. Bir de, Sır Dosyası jenerik yapma konusunda inanılmaz başarısız olan yerli diziler arasından sıyrılıp benim gördüğüm en başarılı jeneriklerdne birine sahipti. Açılış jeneriğinin müziği de keza öyle.


3- Tatlı Hayat
Herhalde televizyon tarihimizdeki en başarılı dizi uyarlaması olarak Tatlı Hayat'ı gösterirsek yanılmış olmayız. yine yabancı bir dizi uyarlaması olan bu yapım belki çok başarılı oyuncu kadrosundan belki yazar ekibinin üstün meziyetlerindne belki de ikisinin birden etkisiyle son derece yerel görünüyordu. Hani rastlansa sıkılmadan izlenebilecek hatta ayıla bayıla gülünebilecek yapım halen. İrfan Bey, İhsan yıldırım, Sevinç yıldırım, menekşe, Yorgo, Feraye, Başar, Pelin ve Bar sahibi Cemal karakterleri başarıyla yerelleştirilmişti. Özellikle Haluk Bilginer, İhsan yıldırım rolünde harikalar yaratıyordu. Listede ilk üçte yer almaması düşünülemez bile.


2- Kara Melek
Bir entrika nasıl çevirilir, tüm halka gösteren dizi Kara Melek listede iki numarada. Sanem Çelik'in muhteşem biçimde hayat verdiği Kara Melek Yasemin karakteri yerli dizilerde çıkmış en iyi kötü karakterlerden biridir. Dizinin senaristi Nuran Devres'in de bence tavan yaptığı noktadır Kara Melek. O kadar entrikayı birbirine karıştırmadan harmanlayabilmesini takdir etmek gerekiyor. Yayınlandığı dönemler tüm ülkeyi ekran başına çekmeyi başarmıştı. Ben de izlerdim o vakitler elbette. Sanem Çelik, Ece Uslu, Mustafa ve Mehmet Ali Alabora, Ziya Kürküt, Toprak Sergen gibi isimlernden oluşan bir oyuncu kadrosu vardı. Jeneriği başarısız olsa da şarkısı dillerden dile yayılarak efsaneleşmiştir. Sanem Çelik de bir daha asla bu kadar güzel ve fettan bir şekilde karşımıza çıkmadı herhalde.


1- Kurtlar Vadisi
Türkiye'de çıkmış en iyi kurguya sahip olan Kurtlar Vadisi listenin zirvesinde. Bana göre bir dizinin kurgusu nasıl yapılır ve karakterler diziye nasıl yedirilir, 75. bölümlerde halen sürpriz üzerine sürpriz nasıl yaratılır, geçmişte anlamsız gelen sahneler ve karaterler, o bölümlere dönülüp flashbackleri ile nasıl anlamlı hale getirilir ders olarak gösterilmeli. Bahsettiğim Kurtlar Vadisi Irak isimli orjinali ile hiç bir bağı olmayan sinema filmi veya Kurtlar Vadisi Pusu gibi yine orjinaliyle pek bagı bulunmayan yapımlar değil. Orjinal Show Tv'deki Kurtlar Vadisi. Şuan Lost'un kurgusu neyse benim için o ayardadır bu dizinin kurgusu ve işlenişi. Çoğu zaman bu konulara dair sohbetlerde Kurtlar Vadisi izliyorum dediğim zaman dışlanmışlığım olmuştur masadan. bunun en acı yanı ise, mevzubahis diziyi eleştirenlerin açıp bir bölümünü bile izlememiş olmaları ve medyadan duyduklarıydı. Şunu sormak isterim ki; Kurtlar Vadisi son bölümleri için Kanal D'ye geçtiğinde koparılan yaygara birdenbire neden kesildi acaba? Her şeyin kusursuzca planlandığı, her bölüm sonrası gerek sözlükte gerek bir çok yerde onlarca tahmin ve teori üretilip, bunların hiç birinin doğru çıkmaması nedeniyle bile izlenebilir bir dizi Kurtlar Vadisi. Sadece ana karakterin bile üç ayrı kimliği olan ve bu üçünün de izleyicinin gözünde apayrı hikayeleri ile kabul edilmesi, Konsey toplantılarındaki simgesel yaklaşımlar, ikinci bölümde görülen birinin 53 bölüm sonra o bölüme flashback verilerek çok önemli bir konumda karşımıza çıkması..Biraz bu kurgu için izlenilmeli aslında. Bana göre şu ana kadar çıkmış en iyi kurguya sahip yerli dizidir.. En dipten, it dalaşından başlayıp en tepeye doğru çıkan ana karakterle birlikte yürüyen çok yönlü bir hikaye..