lost etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lost etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2009 Cuma

Sezon Sonu Değerlendirmesi (Lost in Lost)


Televizyon tarihinin son yıllardaki en büyük fenomeni olan Lost, beşinci sezonunu epeyce beğendiğim bir bölüm ile kapatarak final sezonuna doğru Black Rock gemisiyle beraber yelken açtı. Açıkçası bu fenomene canlı canlı tanıklık etmek, gerçekten, bu devirde yaşamış olanların kendini şanslı saymasına neden olan bir durum olmalı bence. Ne bileyim mesela 30 yıl sonra çocuklarınız bu diziyi evlerinden izlerken, "yaa işte biz günü gününe takip edip gerektiğinde sekiz ay bekledik" gibi zırvalamaların yapılabileceği bir dizi Lost. Asıl gelecek sezon sona erdiğinde şimdi ne izleyeceğim diye ortada kalma hissi şimdiden kendini gösteriyor biraz. Gerçi, her zaman ilginin yöneleceği bir yapım olageldi. Örneğin Lost'tan önce orjinal kurtlar vadisinin son 40 bölümünün heyecanı ve kurgusu deli gibi teoriler ürettiriyordu. Lost'tan sonra da her bölüm sayfa sayfa teori ürettirecek bir dizi çıkacaktır elbet. J.J. Abrams sağ oldukça rahat olmak gerek. :)

neyse efenim, beşinci sezonu değerlendirecek olursak, geneli dopdolu ve cevaplayıcı nitelikte olan, Lost'a yakışan anlatımıyla ilk iki sezonun tadını veren bir 17 bölümdü diyebilirim kabaca. Zaman konusundaki karmaşalar, kendini artık belli edip çözümlenmeye doğru giderken ikinci sezonda deli gibi merak edilen Dharma Initiative artık önemsiz ve tamamı cevaplanmış biçimde çözüldü denebilir. İlk üç sezondan sonra düğümü Rousseau çözecek diye düşünürken bir de gördük ki bu Fransız hatunun pek bir fonksiyonu yokmuş. Harbiden sıyırmış. Mücadelenin others, benajmin - widmore, Losties olaylarından kat kat büyük bir mücadele olduğunu gördük final bölümünde.

Teori kısmına gelince, gördüğümüz kadarıyla final bölümünün başında beliren, siyahlı abi ve JAcob'ın kadere yakın bir kavrama ve özgür iradeye dair mücadelesi olduğu sonucunu ortaya sürebiliriz. Bol bol dini göndermeler, antik mısır mitleriyle dolu bölümlerden sonra teorilerde bu kısımları da işin içine katmak gerekir elbette. Bir görüşe göre Jacob, Hz İdris'in ta kendisi. Bu görüşü ortaya atanların en büyük dayanağı dokumacılık oluyor. Final bölümünde gördük ki jacob heykelin gölgesinin altında yellene yellene yatarken boş durmamış ve kendine kocaman bir şeyler dokumuş. Başka bir görüşe göre ise bu mücadele osiris ve seth arasındaki mücadele. İkisi de mantıklı gelirken, gölgesinde yatılan heykelin çeşitli mısır tanrılarından izler taşımasına rağmen en sonunda su tanrısının heykeli çıktığı kabul gördü sanırım. Ama heykel çeşitli tanrıların figürlerinden izler taşıyorsa, jacob ve siyahlı abinin de yukarıdaki görüşlerin bir karşımı olabileceği düşünülebilir. Ne yazık ki bu mücadeleye dair hiç bir ipucu verilmedi. Altıncı sezon bu mücadeleyi anlamak ile geçecek sanırım.


Sabit ve değişken kavramlarına gelelim biraz da. Bu final ile birlikte Faraday'in bahsettiği bu kavramlar da yerine oturdu gibi görünüyor. İlk kez dördüncü sezonun beşinci bölümü olan "the constant" ile tanıştığımız sabit ve değişken kavramlarında, bana göre durum şu şekilde biçimlendi; Jacob, siyahlı abi Richard ve belki de Ilina sabitler olurken geri kalanların alayı değişkenleri temsil ediyor. İşte siyahlı abinin en başta söylediği "hep aynı olur, gelirler, savaşırlar, yıkarlar." sözüne katılmayan Jacob'ın dayanağını da bu değişkenlerin oluşturduğu inanacındayım. Değişken derken, özgür iradenin yapacağı seçimleri kastetmemiz doğru olacaktır. Jacob bir şekilde seçimlerin Bernard ve Rose gibi şekillenebileceği inancında sanırım. Diğer abi de tam tersini düşünüyor. Hangisi iyi hangisi kötü bu konuda net bir şey söylemek şimdiden mümkün görünmüyor. Richard'ın sabit olması, yaşlanmamasından ziyade Jacob tarafından konulmuş bir öğe olmasından kaynaklanıyor gibi. Yani Richard'ın yerinde bir insan olsaydı o bilgiye ve güce rağmen illa bir liderin peşinden gidip ona harfiyen uyması, "kibir"den ötürü mümkün olamayabilirdi. İşte Richard tam da bu yüzden sabit diye düşünüyorum. Zaten kendisi yaşlanmamasının nedeni olarak "jacob sayesinde böyleyim" dedi final bölümünde. Jacob'ın bizzat yardım istediği Ilina da özel biri gibi duruyor. Koca Jacob yardım istiyorsa.... Kaldı ki ilina adayı gayet iyi biliyor gibi görünüyordu. Belki de Richard'ın farklı bir versiyonudur Ilina.

Lost'ta mevcut o kadar çok konu var ki ve tamamı da birbiriyle bağlantılı ki Jacob'ın son kısımda John ve Benjamin içeri girdiğinde "bütünü bozmadan parçaları birleştirmek. Asıl zor olan da bu" demesi buna çok iyi bir dayanak. Örneğin kara duman mevzusuna bakalım. İlk sezondan beri dizide var olan bu duman, bir tür "güvenlik mekanizması" olarak nitelendirildi. 77 deki dharma zamanında kendisini pek görmemiş olmamıza rağmen Dharma'nın sonar çitleri yerinde durduğuna göre onun da o zaman varolabileceği düşünebilirz. Bir görüş, kara dumanın The incident ile ortaya çıktığını söyledi ama bu tamamen doğru olmayabilir hatta olmama ihtimali çok daha yüksek. Jacob ve siyahlı abinin mücadelesinin orta kısmında duruyor gibi kara duman. Büyük resimden bakarsak, bildiğimiz kadarıyla ve bir kaç defa vurgu yapıldığı üzere bu mücadelede bazı "kurallar" var. Bunlardan biri direk öldürememe kuralı. Benjamin ve Widmore'un karşılaştığı kısmı hatırlayalım. Hatta son bölümde Jacob'ı ölürmeyi deli gibi isteyen abinin bunu kendisinin yapamadığını görüyoruz. İşte kara duman bu kuralların koruyucusu olabilir. Jacob ve siyahlı abinin mücadelesinde direk olarak taraf değil ama belli "kuralların" da koruyucusu. Bu durumda onun da Jacob ve o abinin var olduğundan beri varolduğunu düşünebiliriz. bir görüşe göre(aslında en başta ben de öyle düşünmüştüm) siyah duman siyahlı abinin ta kendisi fakat bu teori siyah dumanın girdiği kılıklar düşünülerek çürütülebiliyor. Şimdiki görüşüm, kara dumanın belli "kuralların" koruyucusu olduğu yönünde. Bu kurallar Jacob ve siyahlı abinin mücadelesinin kuralları.

Artık pek de değeri kalmayan ve bir çeşit piyon oldukları ortaya çıkan lostielerimizin hikayelerinde de pek kapalı kutu kalmadı denebilir. Halen daha bu lostielerin anlatılmasını isteyen lost izleyicileri var onlara çok şaşırıyorum ben şahsen. yine de kısaca değinelim. Dizideki tek kadın gibi kadın olan ve açık ara en iyi dişi karakter olan sevdiceğim Juliet'imi kuyuya düşüren hain patlamayı üzüntüyle anacağız hep. Keşke Kate idiotu düşseydi. Öte yanda lostieler de altıncı sezonda kendilerine yer bulacak elbette. Bu bölümde gördük ki Jacob onların bir kısmını bizzat yönlendirmiş gibi. Son sezona dair pek ipucu olmasa da, ilk sezona benzeyeceğini biliyoruz. Lostielerimizin kaderlerini bulacaklarını biliyoruz. Onların kaderi savaşın galibini tayin edecek sanırım. Öte yandan daha önceki bölümlerde Benjamin'in bizzat belirttiği üzere "dead is dead" kısmı gerçeklendi diyebiliriz. Değişkenler için dead is dead geçerli fakat sabitler için böyle bir durum önlenebilir gibi geliyor bana. Benjamin'e bakarsak eski karizmasını yerle bir olmuş durumda ve manüplasyon ustası benjamin o siyahlı abi tarafından ustaca manüple edilmiş. Bu konuya gelmişken Michael emerson(Benjamin Linus)'ın son bölümde Jacob ile konuşmasındaki oyunculuğuna hayran olmamak mümkün değil. Döktürmüş yine. Bu dizideki en iyi oyuncu desem yanlış olmaz herhalde.

Peki son sezonda neler olur? Biraz da genel tahminler yürüteyim. Yapımcıların söylediğine göre son sezon ilk sezona çok benzeyecek. Bu sözden ötürü kafamda canlananlar ya Jacob'ın ölmesiyle sonuçlanan süreci o siyahlı abinin gözünden göreceğiz böylece o şık planını da ilmek ilmek nasıl ördüğüne şahit olacağız (ki eski sezonlardaki olaylara tek tek giderek, elbetteki çok çok eskiye de giderek bu mücadelenin kaynağını da öğrenerek) ya da birinci sezonu tekrar yaşayacağız ama biraz farklı biçimde. bombanın patlamasıyla değişen "döngü" de lostielerimiz galibi tayin edecekler adada tekrar gözlerini açarak. bu esnada yine mücadelenin kaynağını da göreceğiz. Yedi ay beklemek de zor ama talimliyiz geçen sezonlardan :)

toparlamak gerkeirse, en iyi sezonlardan biri olan beşinci sezon şahane bir final ile kapandı. yıllardır haklarında yüzlerce teori üretilen taşlar yerlerine oturmaya başladı. "Bu kadar dağılan konuyu nasıl toparlayacaklar" kuşkusu bence kendini yok etmeli artık. Özellikle final bölümünde gördük ki bütünü bozmadan parçaları birleştirmek üzerinde çok uğraş vermiş yazar ekibi ve bunu da başarıyla yapıyorlar. Herkese sabır dolu yedi ay diliyorum.

6 Mart 2009 Cuma

Haftasonuna Girerken ..


*Ah culyetim culyetim. Lost'un beşinci sezon sekizinci bölümünden sonra, diziye girdiği ilk bölüm olan "a tale of two cities"den itibaren favorilerimden olan juliet'ime aşkım tavan yaptı ldkfklşsd. Ah culyetim tamir ettiğin arabanın motoru olayım. Doğum yaptırırken yardımcın olup terini sileyim, yanında durup silah çekişini ölene kadar izleyeyim, yaptığın yemekleri gülüşerek yiyelim, elinden bir tas su içem, içem de öyle ölem culyetim. Şu kadın varken halen kate isimli idiota ilgi gösteren dizi karakteri olursa tez ağzının ortasına vurulaa! Fermandır. Hatun 1977 ye kaçtı oraya da geldi kevaşe Kate. bir git ulan, rahat bırak Juliet'imi.

* Geçen yazımda bahsettiğim Uzunköprü köftecisine gittim. Edirne'li olduğumu söyleyice tabi koyu bir muhabbet oldu mekan sahibi ile aramızda. Belki Edirne'deki Park Köftecisi Osman abinin köfteleri kadar orgazmik lezzette değil ama İstanbul'da yenebilecek en iyi köftelerden. Nihayetinde Rumeli tarzı köfte bulmak bile sevindirici. Beşiktaş Evlendirme Dairesine çok yakın olan bu küçük mekanı herkese şidetle öneririm. bulmakta biraz zorlansam da aradığıma değdi..Çok yakında Eminönü'ne de bir şube açacaklarmış.

* İş konusunda yepyeni açılımlar planlıyoruz. Her şey çok güzel olacak felsefesine halen sadığız. Umarım bu düşüncemiz kaybolmaz..

* The Last Shadow Puppets grubunun Beatles'dan sonraki en heyecan verici gruplardan olduğunu düşünüyorum artık iyiden iyiye..Bir kaç yıl içinde isimleri sıkça telaffuz edilecek bence..Özelikle Alex Turner..Gitgide olgunlaşıyor, olgunlaştıkça da müziği şahaneleşiyor bu bıcırın. Ne demişler "Yine ne varsa adada var.."

* Ah Culyetim aaah yandırın kalbimiiii.

Herkese iyi bir haftasonu diliyorum..

16 Şubat 2009 Pazartesi

Kısa Kısa.


* Bu haftaiçi bitirmem gereken bir iş nedeniyle kod yazmaktan ambele olan kafamı rahatlatmak için dün gece, sharebus ta dolaşırken önceden severek izlediğim "Nasıl Evde Kaldım" isimli dizinin linklerinin verildiğini gördüm. konuyu açıp biraz okuyunca Trt1'de haftaiçi yeniden yayınlanmaya başladığını öğrenim. Bu duruma oldukça sevindiğimi söylemem gerek. Hemen Trt'nin sitesindne yayın akışını kurcalayıp 14.50 de başladığını öğrenmemin akabinde bugün izledim. Eski bir dostu görmüş gibi hissettiri vesselam. Mahinur Ergun'un en güzel senaryolarından biriydi bence bu dizi. Briget Jones esinlenmeleri taşısa da yerelleştirme konusunda örnek gösterilebilecek düzeydeydi. Şimdilerde de böyle bir diziye ihtiyacı var bence sektörün. Lale Mansur'u yeniden izlemek de oldukça keyifliydi. Eski hayranlıklarımdan Yeşim büber'i görmek de keza öyle..

* Dün gece Beşiktaş-Trabzonspor mücadelesini izledikten sonra aylar sonra takımımın oynadığı oyundan memnun kaldım. Yenemesek bile böyle oynamak taraftar için yeterli bence.

* Lost'un Beşinci sezon beşinci bölümünü abc den canlı izledim. Bu ilk defa canlı lost izleme deneyimimdi. Justin.tv nin sağladığı olanak sayesinde ve oldukça da güzel bir görüntü kalitesiyle Lost'u canlı canlı izlemek heyecanı daha bir arttırıyormuş. herkese tavsiye ederim.

* Çok geç keşfetmiş olsam da, boxoffcemojito sitesi dünyadan box office istatistiklerini haftalık olarak bizlere sunan bir web adresi. Şimdi bu bilgiye böyle kolay ulaşabilmenin getirdiği imkanları düşünükçe eskiden ne zorluklarla bir çok şeyi öğrenmek zorunda kaldığımı da aklıma getirerek internetin olanaklarına şükrediyorum.

* Yakın zaman içinde çay üzerine bir yazı yazmak istiyorum. Dünyadaki en mübarek bitkilerden biri olduğunu düşünüyorum çayın.

2 Şubat 2009 Pazartesi

Juliet Burke ve Göğüsleri


Geçen sezon Lost'ta Naomi'nin çatalı olay olmuştu. görünen o ki beşinci sezonun ilk üç bölümünden anlaşıldığı kadarıyla, Juliet'in göğüsleri de bu sezonun derin mevzusu olarak kendine yer bulacak. Dizinin en kara bahtım kem talihim storylinelı karakterlerinden Juliet Burke benim, Libby ile birlikte adadaki kadınlardan en beğendiğim karakterler sınıfında. Bir defa zeki, sofistike ve entelektüel. Kadının Benjamin ile bile aynı kitap kulübünde barınabiliyor olması dahi, dizinin magazin kısmında en büyük rakibi olarak gösterilen Kate Austen idiotunu on beşe katlıyor. Kate Austen'ın bir tarafını parçalasa yapamayacagı "others 101" esprisinden gördüğümüz kadarıyla da oldukça yüksek bir mizah anlayışı eşiğine sahip. Diğer tarafta ise sawyer a, i never oynarken "ben hiç pembe giymedim" diyen bir mizah yaklaşımı var. Yani...

Genel giyim tarzı olarak gömlek altına göğüs dekolteli askılı body yaklaşımını benimseyerek, son derece normal ve aynı zamanda da etkileyici bir görünüş çizebiliyor bu karakterimiz. Gerçeği söylemek gerekirse bu sıradan diye nitelenebilecek giyim tarzını benimseyip aynı zamanda etkileyici ve çekici görünmek pek kolay değildir. İşte bu karakterimiz mevzubahis yaklaşımda dahi çekiciliğinden hiç bir şey kaybetmiyor.

Bunun yanısıra dizide çizilen Juliet Burke karakterinin, olaylara olgun bakış açısıyla yaklaşımı, rasyonel düşünce yapısı ve kriz anında yürütebileceği üst düzey risk yönetimi onu şu ana kadar gördüğümz karakterler arasında Benjamin ve Richard seviyesinin yanına çıkarıyor. Çok iyi bir yakın dövüşçü olduğunu da eklemek gerek tabi. Zaten Benjamin'in başka birine vurulup ya benimsin ya topragın diyebilmesi mümkün değildi ortamda Juliet gibi biri varken. nitekim daha önceki sezonlarda gördük ki Benjamin, Juliet'imize abayı yakmış.

Neyse efenim Juliet'mizi, umarım daha bir çok bölümde başarılı göğüs dekolteleriyle de görmeye devam ederiz. Diyeceğim buydu benim. Rep:)

24 Ocak 2009 Cumartesi

Kısa Kısa Serisinden..

*Efenim bu güzel cumqrtesi öğleden sonrasından herkese merhaba. Umarım keyifli bir haftasonu geçiriyorsundur sayın okuyucum. Neysse efenim, Ev arkadaşımın Marmara Üniversitesini kazanıp da İstanbul'a gelen bir yiyeni var bu sene..Ona çoğu zaman baktığımda eski beni görüyorum. Sanki yapacağı doğruları, hataları biliyormuşum gibi hissediyorum. hoş elbette ne söylesem aynı hata veya doğru davranış her halükarda olacak. Ne demiş sevgili Lost ekibi "you can t change the past.." yaa yaa

* Dün gece garip bir aydınlanma yaşadım. Yani bunu nasıl anlatsam bilemiyorum. Son bir aydır adeta kapana kısılmış hisediyordum kendimi ve sanki hayatım boyunca böyle devam edecek diye düşünmeye başlamıştım. fakat dün gece...aniden..birden.. bu durumun geçici olduğunun farkına vardım. Yani elbette yakın arkadaşlarım daha uzuuun bir süreç var önünde, hayat uzun bir yol şeklinde öğütler verse de insanın buna kendisi inandığı o "an" tamamıyla farklı oluyor. Bu aydınlanma nedeniyle fena halde huzurlu bir haftasonu geçiriyorum. Durumu sevgili arkadaşım marika'ya alattığımda bunun nedenini Lost olarak belirledik. Bir süredir bezmişlik olduğu için üzerimde, kafamı yorabildiğim ufacık bir konu bile yoktu. Ta ki lost gelip çarklar çalışmaya başlayana dek. düşünce mekanizması harekete geçmeye başlayınca Lost'a kafa patlatmaktan ötürü, ısınmaya başlayan kafa daha hızlı çalışıyor sanki dslfasldfklsadflksalşflşksdfklşsa. her ne olursa olsun, isterse sıçıp sıvasın sonunda, bu dizi iki kez hayata dair ilgilenebileceğim şeyler çıkardı karşıma. İlk seferde yoğun aşk acısından farklı bir şey düşünebilmeme temel oluşturdu. İkinci sezonun ortalarıydı Lost'u keşfettiğimde. İyi ki keşfetmişim. Şimdi de yoğun ekonomik buhranın da getirdiği sıkıntılı yaşama dair yeni bakış açıları geliştirmeme ön ayak oldu.

* Severen takip ettiğim bloglardan biri de gök günce isimli astronomi ve uzay bilimine dair yazıların yer aldığı blog. Orada gördüğüm bu videoyu ben de paylaşmak istedim. 2008 yılından merkür, mars, venüs ve satürn e dair en etkileyici fotoğraflardan oluşan bir derleme video.

Riding with Robots - Best of 2008 from Bill Dunford on Vimeo.

* elbette o akdar referanstan sonra muhteşem geri dönüşü ile Lost'u da anmamak olmaz. Grift senaryo yapısının ustaca işlenip, bu açılışta adeta show yaptığı bölümler izledik. Hayranlık duymamak mümkün değil. Teorilerime gelince, sözlüğe de yazdım, benjamin linus ve desmond'ın dizi boyunca hiç karşılaşmamış olmaları durumu bu iki bölümde de devam etti. Kesinlikle çözüm noktalarından biri bu ikili arasındaki ilişki olacak. Benjamin abimiz, Jack dallamasına adaya geri dönecekleri sayarken(Kate,Sayid,Hurley,Sun) desmond ı saymıyor. Ya desmond ı hiç bilmiyor ya da çok daha büyük bir bağ var aralarında. Bölüm sonundaki medyum ablamız ise, foucault sarkacı prensibi ile adanın o zamanki exact yerini tespit etmeye çalışıyordu diyebiliriz. Benim zaman konusundaki teorim şöyle, ada üzerindeki zaman adanın dışarıya göre zaman atlamasından farklı. Yani iki farklı zamanda yolculuk var bu sistemde. Biri adanın kendisi. Dış dünyaya göre olan zamanda farklı yerlere atlıyor ve kendini deli gibi ordan oraya dağa taşa vuruyor konum olarak. İkinci zaman atlama ise adanın kendi içinde. Yani Sawyer, Faraday ve juliet in ekibinin yaptığı zaman yolculukları. Bir şekilde 70 saat sonra ada tam olması gerketiği zamanda ve olması gerketiği yerde olacak. Bu tamamen unique bir durum. Faraday'e gelince, bölümün başında onu dharma da görünce oldukça şaşırdık ama bölüm sonundaki düşüncem Faraday'in charlotte a bir sabit bulmak için orada oldugu şekline geçti. Faraday'in adaya ilk geldiğindeki hafıza sorunlarına benzer sorunları charlotte un yaşamış olması onun mutlaka bir sabite ihtiyacı oldugunu gösteriyor. Peki Faraday ne için Dharma zamanına gitti. İşte burada Charlotte'un, namaste amcamız doktor marvin candle ın kızı olabileceğini düşünebiliriz. Ya da desmond ile yaptığı konuşma neticesinde Charlotte'un faraday'in annesi olabileceğini..Aşktan farklı bir ilişki ile birbirlerine yaklaştıkları belliydi en baştan beri. Eğer Charlotte, Faraday'in anesi çıkarsa şaşırmam artık....Bir de John'un pusulası var. Richard zaman atlamaları esnasında onu kendisine verdi. Hatırlarsak geçen sezon bir bölümde Richard, John'un çocukluğuna giderek önüne serdiği bir kaç materyalden birini seçmesini istiyordu ve "bunların hangisi zaten senin" diyordu. İşte o materyaller arasında bu bölümde John'a verilen pusula da var....Görünen o ki zaman yolculugu sayesinde adanın merak ettiğimiz sırlarını öğreneceğiz. Black Rock gemisini, "the incident" ı. Adanın özelliğini....... bir ayrıntı daha vardı bu bölümde. İlk sezonda Boone'un ölümüne neden olan Mr Eko'nu kardeşi Yemi'nin uçağının adaya düştüğü zamana da gittik. John o esnada Ethan tarafından vuruldu. birinci sezonda da tam olarak aynı yerde bacağında bir sancı hissediyor ve bu nedenle yukarıya boone çıkmak durumunda kalyordu. Nefis bir ayrıntı olmuş ama o uçağın düşmesi sahnesinin sadece bize zamanda yolculuk yapıldığını kesin olarak göstermek için kondugu kanaatindeyim..Neyse efenim daha söylenecek çok şey var elbette..Şimdilik burada keselim.

* Çok sevdiğim bir pazar şarkısı seçtim yarın için. Herkesi güzel bir kahvaltı hazırlamaya çağırıyorum..Ben de uzun süredir görmediğim, üniversiteden how i met your mother tandansındaki arkadaş grubum ile İzmit'te buluşacagım kahvaltı için. Üniversiteden sonra her birimiz İzmit'ten ayrılmıştık fakat böyle bir buluşma için elbette İzmit ve sürekli kahvaltı yaptığımız köydeki cafemiz tercih edilmeliydi. Herkese sevgiler, iyi haftasonları efenim.

25 Ağustos 2008 Pazartesi

Yeni Sezona Doğru

Evet efenim bir yaz tatili süreci daha geride kalırken, televizyonlar da yeni döneme hazırlandılar. Elbette izlediğimiz diziler de yeni sezonda, yepyeni bölümleriyle bizleri eğlendirmeye devam edecek. Sırayla kısa kısa geçelim.

How I Met Your Mother

Evet efenim ilk sırada elbette ki how i met your mother var. İkili ilişkiler üzerine gördüğüm en iyi tespitlerin yanısıra hem romantik hem de alabildiğince komik, canımız ciğerimiz mahalleden arkadaşlarımız ted, barney, robin, marshall ve lilly 22 eylül de yeni sezona başlıyorlar. şimdilik alınan haberlere göre dördüncü sezon 26 bölümden oluşacak ve daha önceki sezonlarda alışık olduğumuz üzere yeni bir ünlü konuk oyuncu izleyeceğiz. Cbs de neşeli pazartesi geleneğini yeni sezonda devam ettirecek iki diziden biri olarak how i met your mother da son sezonda, barney nin Robin e olan ilgisi ve Ted in, Stella'ya ettiği evlilik teklifinde kalmıştık en son. şu ana kadar hem ikinci hem de üçüncü sezonun açılış bölümleriyle harikalar yaratan canımız ciğerimiz dizimizin yeni sezonda da başarılı açılış yapacağına şüphem yok.

The Big Bang Theory

Bu yaz tatilinde keşfettiğim son yılların en neşeli dizilerinden biri olan The Big Bang Theory de Cbs in neşeli pazartesi geleneğini ikinci ayağını oluşturacak. Hele yakın arkadaşım Sevin ile birlikte artık dizinin ilk sezonunu hatmetmiş durumdayız. Sheldon Cooper ın da bu sezona damgasını vurmasını bekliyorum şahsen. En son kendisini bir çin restoranında kasiyeri azarlarken görmüştük. Öte yandan Leonard ile Penny nin birlikteliği ikinci sezona neler getirecek hep birlikte göreceğiz. İzlediğim dizilerin önemli bir çoğunluğu pazartesi gecesine sıkıştığı için salı günleri download günleri olacak gibi yeni sezonda. The Big Bang Theory de salı günleri how i met your mother ın hemen ardından indireceğim dizi olacak yeni sezonda.

Lost

Daha yeni sezonunun başlamasına çok olmasına rağmen onu da anmamak büyük ayıp olur. Lost hakkında pek fazla söylenecek bir şey yok. En son Benjamin in adayı taşıması ve john un gelecekte ada dışında fırtına gibi estiğini ve öldüğünü görmüştük. Yeni sezonda da yine perşembe günleri izleyeceğiz kendisini muhtemelen. Ocağın son haftasında geri dönecek beşinci sezonu ile.

The IT Crowd

Efenim britanya topraklarından çıkan en son bomba it crowd da 2008 sona ermeden yeni sezonun ayınlanacağını duyurdu. yine altı bölümden oluşacak olan yeni sezonda pek sevdiğimiz absürd ingiliz mizah anlayışının yanı sıra, bilgisayar ve internet dünyası üzerine yapılan esprili göndermeler de elbet kendine fazlaca yer bulacak. Moss, roy ve Jen yeni maceralarıyla 2008 sona ermeden karşımızda olacaklar. En son sahnede Denholm ın sekreteri olan Jen bu görevini bırakırken Roy ve Moss u da denholm ın yanında bırakmıştı. Yeni sezonu merakla bekliyoruz.

Prison Break

Efenim ilk sezonu ve ikinci sezonunu ilk yarısı harikalar yaratan ve kendine bir çok hayran kazanan prison break üçüncü sezonda tam anlamıyla batırdı. Bakalım dördüncü sezonda nasıl bir Prison Break izleyeceğiz ben de merak ediyorum şahsen. imdb de gördüğümüz dördüncü sezon fotoğrafları sonrası, Michael, Lincoln, Mahone ve Bellick bilgisayar başında planlar kurmakta idiler. Alışılagelindiği üzere bu sezon da, sezonu en erken açan dizi olacka Prison Break. 1 Eylül den itibaren yeni bölümlerini görmeye başlayacağız. Bu arada üçüncü sezona öldüğü söylenen Michael ın ebedi aşkı Sara Tancredi de diziye geri dönüyor. Eğer bu dönüş konusunda senaristler sıçmazsa yeni sezonda çok şeyler bekliyorum bu diziden. Bu sezon devletin içerisinde kendilerini kullananlar ve şirkete karşı bir mücadele olacak gibi. Eğer öyle olursa büyük bir heyecan kasırgası olarak geri dönecektir, yok hala hapishane kaçış falan konularına döneceksek daha işimiz var demektir.

Gossip Girl

İlk sezonu yayınlanan bir diziye ve üstelik CW de yayınlanan bir diziye göre gossip Girl'ün oldukça başarılı bir ilk sezon geçirdiğini söyleyebiliriz. Josh Schwartz ın teenage diziler konusundaki tecrübesinin bu diziyi ayakta tutan en önemli nedne olduğunu söyleyebiliriz. Tam bir eğlencelik ve hoş vakit geçirtmelik dizide favori karakterim elbette ki Blair Waldorf, nam-ı diğer Queen B. en son Chuck ile beklenmedik aşk yaşayan blair in Chuck dan kazık yiyeceğinin sinyalleri son bölümde gelirken, yeni sezonda pençelerini yine çıkaracak gibi duruyor. Önceki sezon Salı günleri yayınlana gossip girl sanki extra bir yoğunluk yokmuş gibi pazartesi yayınlanacak bu sezon. Salı gününe bir 350 mb daha lütfen! "Blair Bitch Project" gibi harf oyunlu cin bölüm isimlerin de müsebbibi olan Gossip girl ün 1 eylül de başlayacak ikinci sezonunun ilk bölümünün ismi ise; Summer kind of Wonderful gibi "bu yaz ne yaptınız" kompozisyonu konulu.

Heroes

İkinci sezonuyla sıçıp batırma konusunda Prison Break ın eline veren Heroes un yeni sezonundan da pek bir şey beklemiyorum açıkçası. Pazartesi günleri yayınlanan diziler içerisinde en son indireceğim dizi olarka kendine yer bulacka olan Heroes un da yeni sezonunun 22 eylülde başlayacağını belirtelim. İlk bölümünün ismi ise "The Second Coming" ama bu kamera arkasındaki ekip değişmedne veya aklını başına koymadan pek başarılı bir sezon vaat etmediklerini söyleyebilirim

Evet efenim ilginç bir tesadüf olsa gerek ki tüm izlediğim diziler Lost haricinde pazartesi gecesine(bizim için salı günü) sıkışmış durumda. şimdi bakıyorum da salı günü, 2 adet 175 mb, 3 adet de 350 mblık downloadlar bizleri bekliyor 1.5 Gb kadar hafta başına. Tabi it crowd ve Lost geldiğinde bu miktar 2 gb ı bulacak. Hayırlısı olsun yeni sezon hepimize diyerek bitiriyorum bu postu da.

16 Ocak 2008 Çarşamba

diziler veya diğerleri

üşengeç arkadaşım os un da onayıyla bazı dizilerin rapidshare filefactory linklerini buraya koymaya karar verdim..