on şarkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
on şarkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2009 Cumartesi

On James Bond Şarkısı

Merhabalar efenim. haftasonuna girip yazdan çıkmamız gerektiğini de bize hatırlatan bir eylül cumartesisinden iyi gnüler diliyorum. bu günkü konumuz on şarkı serisine dahil olarak hazırladığım nacizane on adet James bond filmi şarkısı. Bilirsiniz James bond kendi içinde bir kültürdür. Silahlı açılışından, içtiği içkinin hazırlanışına, bond kızlarına kadar. O kültürün önemli bir parçası da filmlerin açlış kısmına eşlik eden ve genellikle filmle aynı ismi taşıyan, tadından yenmez parçalardır. İşte bugün bu konuda kendi listemi yazacağım High Fidelity'deki john cusack edalarında. gerçeği söylemek gerekirse on şarkıya düşürmek çok zor oldu. özellikle içim kıyılarak elediğim son üç şarkı için üzüldüm. bunların da adını anmak istiyorum başlamadan, Chris Cornell - you Know My Name, Sheryl Crowe - Tomorrow never Dies, Louis Armstrong - We Have All The Time in The World, son elediğim parçalardı üzülerek. Neyse efenim öncelikle yarışma dışı olarak James Bond serilerinin ünlü müziğini koyalım. The Monty Norman Orchestra yapımı bu klasik müziği duymadan bir bond filmi izlenemez. The Monty Norman Orchestra hüzzam makamından söylüyor James Bond Theme;



Ve Listeye geçelim.

10- Moonraker: James bond rolünde Roger Moore'u izlediğimiz ve gelmiş geçmiş en kötü Bond filmlerinden biri olan moonraker'ın şarkısı ise aksi biçimde en iyilerden biridir. Shirley Bassey, seslendirdiği üç Bond şarkısıyla da listeye girdi. onlardan biri de Moonraker. 11. bond filminin açılış şarkısını Mahurbuselik makamından Shirley Bassey seslendiriyor. "where are you, why do you hide.." Moonraker.


9- You Only Live Twice: Sean Connery'i bond rolünde izlediğimiz bu filmde, James bond fake bir olayla ölür ve çok gizli görevine başlayarak üçüncü dünya savaşının başlamasını engellemeye çalışır. Uzakdoğulu güzellerin bond kzı olduğu bu filmin açılış parçası da epeyce etkileyicidir. Nancy Sinatra bu parçayı seslendirerek bizleri yine damardan vurur. Sultanihüzzam makamından Nancy sinatra seslendiriyor; "you only live twice or so it seems, one life for yourself and one for your dreams."


8- Diamonds Are Forever: Shirley Bassey'in listeye giren ikinci parçası. O günlerden günümüze bazı kadınların mottosu olagelmiş "diamonds are forever a girl's best friend" laflarının kaynağı ve aynı isimli yine en gudik James bond filmine ait parça. Nedense Gudik Bond filmlerinin şarkıları çok güzel olmuş. Shirley Bassey Acemaşiran makamından söylüyor
"diamonds are forever,
they are all i need to please me,
they can stimulate and tease me,
they won't leave in the night,
i've no fear that they might desert me."


7- Never Say Never Again: Filmde Sean connery Bond rolüne geri dönmüştür lakin bond filmi olarak ciddiye alınmaz zira Thunderball'ın yeniden çevrimidir. Lani Hall Bestenigar makamından seslendiriyor "Never say never again.."


6- A View To A kill: Bazılarına göre en kötü Duran Duran parçası bazılarına göre ise en iyi. bunun bir ortası yok. Aynı isimli bond filmi için yaplan bu parça müzikal anlamda kötü iyi tartışmaları bir yana listelerde uzun süre zirvede kalan tek Bond parçasıdır. Ben bu şarkıyı sevenlerin tarafındayım ki listeye altı numaradan aldım..Duran Duran Gerdaniye makamından seslendiriyor efenim
"meeting you with a view to a kill
face to faces, secret places, feel the chill"


5- Nobody Does it Better: Efenim geldik ilk beşe. Şunu baştan söyleyeyim ki bu beş şarkıyı beğenememek gibi bir şeyi kati surette kabul eylemiyorum. Neye efenim yine üstte değindiğim gibi, çok ama çok kötü bir Bond filmine mükemmel bir parça serisinden bir başka örnek bu da. The Spy Who Loved me'nin açılışında dinlediğimiz Carly Simon imzalı bu eser kesinlikle muazzam bir parça. Filmin açılışının dışında kesinlikle hiç bir şeyi güzel değildir. ama o açılış ve mükemmel parça...Carly Simon Ferahnak makamından seslendiriyor;
"nobody does it better
makes me feel sad for the rest
nobody does it half as good as you
baby you're the best"


4- Goldeneye: Efenim geldik dört numaraya. İçinde gold kelimesi geçen bond filmleri hem güzel hem de açılış şarkıları da güzel oluyor. Olmuş. Onlardan biri, yanılmıyorsam listeye giren en yakın tarihli bond filmi de olan Goldeneye isimli parça. Film için de derin görüş ayrılıkları var. Bazılarına göre ortalamanın epey üzerinde bir Bond filmiyken bazılarına göre ise oldukça kötü. ben ortalamanın üzerinde olduğunu düşünüyorum Goldeneye'ın. Pierce Brosnan'ın da bond olarak yer aldığı en iyi film bu bence. Öte yandan elbette ki açılış şarkısında tina turner'ın divalaşmasını da unutmamalıyız. Tina Turner Goldeneye şarkısına, kendine tekrar tekrar hayran bırakarak hayat vermiş. Ayrca en başarılı açılış jeneriği de bu filmdedir bence. Tina Turner Dügah makanımdan seslendiriyor;
"see reflections on the water
more than darkness in the depths
see him surface and never a shadow
on the wind i feel his breath"



3- Goldfinger: film olarak bir çok kişiye göre gelmiş geçmiş en iyi James bond filmidir Goldfinger. Ben de benzer görüşteyim. Belki en iyi diyemeyebiliriz ama kesinlikle ilk üçtedir. Müzik ve açılış olarak Shirley Bassey hanımefendiyi tekrar sahneye alacağız. Bence en başarılı Bond şarkılarından biridir Goldfinger. Kadınları altına bulayıp öldüren, son derece zengin Goldfinger'ın haince planlarını yok etmek için görevinin başına geçen 007'yi zevkli bir macera bekler bu filmde. Özellikle tamamı hatunlardan oluşan Goldfinger uçuş filosu insanın ağzının suyunu akıtır. Ayrıca "Neden Sean Connery en iyi Bond" sorusunun cevabı da sadece bu filmi izleyerek verilebilir. Shirley Bassey Nevabuselik makamından seslendiriyor;
"goldfinger, he's the man, the man with the midas touch
a spider's touch
such a cold finger beckons you to enter his web of sin
but don't go in"

2- The Man with The Golden Gun: Ian flemings'in kitaplarından uyarlanan son bond filmi yamulmuyorsam. Ayrıca bu filmde Bond olarak Roger Moore'u görmeye başlarız. Soundtrack'i bir çok Bond filmi gibi şahanedir lakin Lula isimli hanımkızımızın seslendirdiği aynı isimli açılış parçası kendini daha ilk dinleyişte belli eder. Gelmiş geçmiş en iyi Bond şarkılarından biridir. Lula karcığar makamından söylüyor;
"he has a powerful weapon
he charges a million a shot
an assassin that's second to none
the man with the golden gun"

1- Thunderball: E efenim açık arayla en iyi açılış şarkısı budur bence James bond filmlerinde. Müzikal anlamda çok çok ama çok üstündür. Tom Jones harikalar yaratmıştır. yıllar geçse de tekrar tekrar dinlenir gece gündüz.. Tom jones nihavend makamından seslendiriyor;
"he always runs while others walk
he acts while other men just talk.
he looks at this world, and wants it all,
so he strikes, like thunderball."


Son olarak Trt 4 spikerlerine sevgiler göndererek iyi günler diliyorum efenim..

7 Ağustos 2009 Cuma

On Süperstar Şarkısı



Merhabalar efendim. On şarkı serisine Süperstarımız Ajda Pekkan ile devam ediyorum. Gerçekten bu kez on şarkıyı seçmek için bir güne yakın uğraştığımı söylemek isterim. Her on şarkı yazımdan önce olduğu gibi burada da belirtmek isterim ki, koyduğum on parça tamamen kişisel bir tercihtir. En iyi şarkılar bunlardır gibi bir iddiası yoktur. Benim kişisel geçmişime yaptıkları etki ile değerlendirilmişlerdir. Evet gerekli açıklamayı yaptıktan sonra, buyrunuz efenim on Ajda Pekkan şarkısını sıralamaya;

10- Mihrabım Diyerek: Bu ünlü sanat müziği eserini, gerçekten bu dalda usta isimler başarıyla seslendirdiler. Ajda Pekkan da biraz daha farklı söylemiş aslında. Tam bir sanat müziği diyemeyiz Ajda Pekkan’ın söylediği versiyonuna ama şarkıya o kadar yakışmış ki, tekrar tekrar dinlemeden durulamıyor.. Zaten şarkının bulunduğu 1981 tarihli Felek albümünü baştan sona boğaza karşı dinleyebilirsiniz..İstanbul’da bir Boğaziçi akşamının huzurunu her şeyiyle ortaya koyan bir albümdür.. bu liste de o albümden üç şarkı var.. birisi de bu..Buyrunuz efenim, işte Mihrabım Diyerek isimli klasik parça..



9-) Yazık Olur: Ajda Pekkan’ın en sevdiğim parçalarından biri..Süperstar bu şarkıyı o kadar hissederek okumuş ki, o yüreğin parçalanışını fakat o parçalanmaya rağmen kabullenmenin zorunluluğunun bilinci tamamen gerçek biçimde kendine yer buluyor şarkıda.. Biten ilişki…Özlem, aşk..her şeye rağmen güçlü olma isteği..Ah bu şarkı adamı cayır cayır yakar..Yıkarsan yazık olur…gidersen yazık olur.. Belki de “böyle” bir aşka söylenebilecek en basit ama bir o kadar sehl-i mümteni ihtiva eden söz..”yazık olur” dur sadece..Yazık olur..



8- Duygularımın Bittiği Yerde: Ajda Pekkan’ın eski şarkılarının çoğunda olduğu gibi bu parçada da ılık bir akşam rüzgarının eşlik ettiği hissediliyor şarkıya.. Bir akşam rüzgarı eşliğinde, boğaziçinin şehr-i hüzününü sunan çok ama çok sevdiğim bir parça..



7- Oyalama Beni: Burak Yeter Remixi ile bu yaz tekrar moda olan bu parçanın eski ve orijinal versiyonu elbette ki çok daha güzeldir bence. Şarkının öyle bir duruşu var ki..”Bir anlık heves için..Bir anlık heyecanla” deyişindeki o hayat ve canlılık ifadesinin ajda pekkanın sesinden dünyaya yayılması için bile dinlenmeli sadece..



6- Oyun Etti gözlerin: Yine çok bilinmeyen fakat dinlendiğinde insanı alev alev yakıp yaşadığı dünyadan alıp götüren mükemmeliyetçi süperstarın, mükemmel parçalarından biri.. Şarkıda anlatılan “an”ın ötesinde – ki o an anlatılırken Ajda Pekkan hanımefendinin sesinin o anı resmen yaşadığını söylememe gerek yok sanırım- bir tür kendiyle hesaplaşma da var sanki şarkıda.. Hani derler ya “it’s complicated”.. o iç karmaşasının özellikle Ajda hanımın sesinde her şeyiyle var olduğu nefis bir parça..Bolca gözleri dolduran ve oyun ettiren…



5- Eğlen Güzelim: Eğer listede yeni parçalardan da bekleyenler varsa şunu söylemek isterim ki, listedeki en yakın çıkış tarihli parça bu.. Süperstar’ın şarkılarında gerçekten de bir Boğaziçi zarafeti var.. Bu parça da bunu hissettiriyor. Öte yandan, hayatta sıkışıp kalınmış hissedilen anlar varır. Yani evet benim hayatım bu kısır döngüye sıkıştı diye düşünülen anlar..Ama zaman geçtikçe hayat…akıp gider..Belki de çok çeşitli biçimde..Ama o vazgeçmişlik zamanları, insan düşmanlarına da boşverir. Yani uğraşmaz..Önemsemez..Belki de bu aslında onları en çok sinir edebilecek şeydir.. Bu şarkıda biraz bu his var ama umut da var..Ve biliyor ki, zamanı geldiğinde çok ama çok can yakacak o umut…



4- Dertliyim Arkadaş: Yaklaşık bir ay önce winampımın güzelliği sayesinde keşfettim bu şahaneyi…Yine saklanmış ve gizlenmiş gerçek bir hazine..Çok can yakan bir parça. Belki sözleri basit –ki bence kesinlikle değil ya da süperstar yine öyle okuyor ki dünyanın en vurucu sözlerindenmiş gibi geliyor.- ama o nağmeler ve ses, o Boğaziçi müziği…İşte budur..Ve lütfen şarkıyı dinlerken “bilseydim kalbimi sana vermezdim” ve “hani sen ellerin olmayacaktın” kısımlarını müthiş okuyuşuna dikkat edin Ajda hanımın..O nasıl bir nağmedir ve o nasıl bir sestir öyle..Sadece bu ses ve nağmenin mükemmel birlikteliği bile adamı bin kere hançerler..



3- Üç Kalp: Ajda Pekkan’ı bana sevdiren şarkılardan biri..İlginç tesadüflerle dolu aslında süperstarın şarkılarını tek tek keşfedişim..bir defa sanki sonu olmayan bir hazine gibi..İkincisi ne zaman tutulup bir şarkıyı defalarca dinlesem bir süre sonra coverları yapıldı..Yani bu sanki bir tür kozmik enerji gibi..Üç kalp i ajda hanımın altmışlardaki sesiyle keşfedip defalarca dinledikten sonra Hepsi grubu coverladı.. İkinci sıradaki şarkı, yakın zaman önce coverlandı..ilginç bir durum bence..Buraya, bulması çok ama çok zor bir kayıt olan orijinal kaydını koyacağım şarkının, Ajda hanımın sonradan yaptığı cover da değil. İlk söylediği kayıt..



2- Baksana Talihe: Yine coverlanan ama Ajda hanımın o adamın içini eriten tatlı sesinin yanına yaklaşamayan şekilde coverlanan bir parçada sıra. O mahmur ve şapşal aşık sesini süperstar kaydında yine kanlı canlı duyarken maalesef yapılan iki coverda da bu duyguya rastlayamadım ben seslerde.. İnsanı bıktırmayacak, hem gülümseten hem de içini eriten bu şarkıyı dinlemekten hiç bıkmıyorum.. Pazar sabahı playlistimde hep yer alır..



1- Gerçek ve Düş: Hani yazıda sıkça bahsettiğim Boğaziçi kavramı var ya..İşte en çok bu şarkıdadır..Zaten bir Boğaziçi akşamında geçer şarkı..Yorgun benliğime huzur veren bana göre en güzel süperstar parçası.. Bu şarkıyı dinlerken “bir rüzgar olup boğaziçinde esmemek” ne mümkün… Ne söylesem bilemiyorum bu parça için çünkü yerli müzik tarihinde çok ama çok nadir bulunan kıymetlerden biri..

15 Temmuz 2009 Çarşamba

On Hande Yener Şarkısı


Efenim herkese merhabalar. On şarkı serisine Hande Yener ile devam etmek istiyorum. Hande yener’in kariyeri ve diskografisi zaman içerisinde muazzam değişimlere uğrayan bir diskografi. Daha sonra kendisinin de “bakkal şarkısı” olarak niteleyeceği şarkılar ile başlayan kariyeri, özellikle “Aşk Kadın ruhundan Anlamıyor” isimli albümüyle bambaşka bir yola girdi. Hani o güne kadar, benim de bir pop ikonu olarak gördüğüm Hande yener ve söylediği şarkılar, müzikal anlamda da öne çıkmaya başladı. Nağmeli şarkılara eşlik eden pek güzel gırtlağıyla göz doldurdu Hande Hanım. Ve ardından bence Hande Yener’in müzikal anlamda doruk noktası olan alamet-i farikası “Apayrı” albümü geldi. Gerçekten de tüm diskografisine baktığımızda apayrı, diğerlerinden açık ara önde apayrı bir yerde. Müzikal açıdan da birinci sınıf ve albümün geneli olarak da uğradığı bir çok türün karışımı olan ve sonraki Hande yener’in sinyallerini veren ilginç denemeler kendine yer buldu. Daha sonrası için ise yeniden bir düşüş gözlemliyorum ben kendi adıma. Yapmak istediği müzik elektronik müziğe yakın bir tür olabilir ama apayrı gibi bir albümden sonra insan o tadı almak istiyor doğal olarak her yeni albümde. Neyse efenim herkesin zevkleri değişebildiği gibi, buraya yazacağım on parça benim kişisel zevkime göre düzenlenmiş bir listedir. Şunu da söylemek isterim ki on parçayı seçerken çok zorlandım. Özellikle aşk kadın ruhundan anlamıyor ve apayrı albümlerinin tüm şarkıları bu listeye girecek kapasitede ama daraltmak gerekiyordu tabi. Bir kaçını elemek durumunda kaldım. Neyse efenim lafı fazla da uzatmadan listeye geçelim.

10: Bence Mutluyduk: Aşk kadın ruhundan anlamıyor albümünün yüz aklarından biri olmasının yanı sıra, deneysel özelliği de mevcut müzikal anlamda. Tabi hande yener in nakarattaki nağmeli okuyuşu da dikkatlerden kaçmamalı. Anlatılan hikayeyi de kafada canlandırmamak mümkün değil. O kabullenmişlik sonrası bir nevi kendi kendini teselli etme dürtüsü kendini çok net gösteriyor. “Ağırlık yok dünyada, sözlerinle tartılıyorsun ha?”



9- Hoş geldiniz: Bu parçayı anlatabilmek çok güç. Gerçekten güçlü bir parça olduğuna inanıyorum. Zaten kendini daha ilk dinleyişte belli ediyor. “Dostum zaman silmiş benim gözümden akan yaşları” sözü ise uzun süre mottom olagelmişti. Ayrıca mevzubahis parçanın klibinin tek sahne olduğunu da dikkatli izleyiciler gözden kaçırmayacaktır. Hoş Geldiniz dokuz numarada. “Hiç korkma, kovalarız o ‘meşhur’ şeytanları…”



8 – Kim bilebilir Aşkı: Hem klibi hem de şarkının kendisi kesinlikle birinci sınıf. Hani elektronik müziğe doğru kayan Hande Yener kariyerinin önemli duraklarından biridir bence Kim Bilebilir Aşkı. Bunun yanı sıra müzikal çeşitliliğinden de söz etmek gerek. Kendini tekrar eden ritm ile başlayıp söze girişin ardından havasını değiştiren, nakaratta ise uçan bir parça. Bu şarkıda dans etmeyi seviyorum ben şahsen. Ama bu şarkı bir arada kalmışlık barındırıyor. Yani ne eller havaya ne de hande yenerin daha sonraki albümleri gibi elektronik değil. İkisinin tam ortası ve geçiş dönemini de müzikal anlamda şahane yansıtıyor.



7- Apayrı: Hande Yener’den kesinlikle duymaya alışık olmadığımız şarkılardan biri. Hani apayrı albümünün “ben farklıyım ve özelim” diye bas bas bağırdığı şarkılarından biri. Şarkıda hande Yener’i de Ajda Pekkan’ın gençliğini anımsatan ince sesiyle dinlemek ise ayrı bir keyif. Yağmurlu bir sonbahar akşamına ise inanılmaz yakışan bir parça. Çayınızı alıp cama çıkmanın tam vaktidir bu parçayla.



6- Yanındaki Var Ya: Hande Yener’in üç şarkısı var. Birisi bu parça. Diğer ikisi ise apayrı albümünde yer alıyor. Ben bunlara “Hande yener’in Ayrılık üçlemesi” diyorum. Ayrılık sürecinin üç farklı dönemini yansıtan nefis parçalar üçü de. bu parça ilk döneme dair. Yani tam olarak, tam da ayrıldıktan sonraki dönem. Acı çekerek onun nasıl gittiğini anlayamamak. Onunla birlikte olmak istemek, onsuz hayatın nasıl olacağını kafasında tasvir edememek ve o ayrılık sonrası acı dolu ilk aya ithafen ve Hande Yener Ayrılık Üçlemesi’nin de ilk parçası. Buyrunuz efendim.



5- Sakin Olmalıyım: yine Hande Yener’den duymayı beklemediğimiz şarkılardan biri. Herhalde bu müzikal enstrümanların bu derece yoğun kullanıldığı başka bir parçası yok Hande Yener’in. Bunun yanı sıra sözler de bence on ikiden vuruyor şarkının dışarıdan sert ama içeriden kırılgan görünen havasını. Özellikle “ ‘Ben yanılıyorumdur’lu durumları” sözünün hastasıyım bu parçada. Böyle bir parçayı Hande Yener’den bir daha duyabilecek miyiz bilmiyorum. Müzikal açıdan çok sesli, Hande Yener’e göre epeyce sert ama söyleniş biçimi olarak da fazlaca kırılgan bir tonun eşlik ettiği manik depresyon ruh halinin kanlı canlı arka planda kendini gösterdiği parça. Two Thumbs up denir ne denir.



4- Şefkat Gibi: Az önce bahsettiğim “Hande Yener Ayrılık Üçlemesi”nin üçüncü ayağını oluşturuyor bu parça. Artık ayrılık acısını çoktan unutmuşsunuzdur. Hatta yeni insanlarla tanışmış, birlikte olmuşsunuzdur. Hani deyim yerindeyse hayatınıza devam etmeye devam etmeye başlamışsınızdır. Artık o günlere baktığınızda eski ama hoş, zaman zaman da kötü anılar aklınıza gelmektedir. O dönemin değerlendirmesini kendi içinizde yapmışsınız, hatalarınızı ve doğrularınızı belirlemişsinizdir. Vicdani hesaplaşma yaptığınızdan ötürü içiniz rahat sayılır. Ama işte bir gün hiç beklemediğiniz bir anda o kişi karşınıza çıkar… bir gün tesadüfen karşı kaldırımda görürsünüz ya da ne bileyim trafikte görürüsünüz..görürsünüz..uzaktan bakarsınız.. Buyrun efendim ayrılık sonrası üçlemesinin son perdesine..



3- Acele Etme: Efenim bana göre, Hande Yener’in pop müzik yapmaktan çıktığı parça tam olarak da budur. Müzikal açıdan yönünü değiştirmeye başladığı parça. Acele Etme, önceki iki albümdeki kadar hit olmadı belki ama kesinlikle Hande Yener’den kaynaklanan bir durum değildi bu. Dinleyici Hande Yener’den pop müziğin dahil olduğu bir albüm bekliyordu. Çıkış parçası Acele Etme’nin müzikal kalibresinin yüksekliği biraz şaşırttı. Gerçi apayrı albümündeki gibi sözlerin bir çoğunun da “sehl-i mumteni” ye kaydığı lirikler ihtiva etmiyordu ama “firar serbest bende, istemeyen çeker gider” sözü işte budur dedirttirdi bana. Hala da dedirttirir. Budur arkadaş.! Ayrıca parçanın klibinin de epeyce başarılı bir klip olup döneminin önünde yer aldığını belirtmek isterim. Acele Etme üç numarada.



2- Nasıl Zor Şimdi: Şunu söylemek isterim ki, ilk iki sıradaki parçalar diğerlerinden epeyce puan farkıyla bu sıraları elde ettiler. İkisinin arasında ise çok az bir fark var. O iki şarkıdan, ikinci sırada aynı zamanda “Hande Yener Ayrılık Üçlemesi”nin de ikinci aşaması olan Nasıl Zor Şimdi var. Bu dönem, o ilk acının atlatıldığı dönemdir. Hani tamam evet artık ayrılık kabullenilmiştir fakat yeni biriyle tanışıldığında aklına hemen eskisi gelmektedir ve o kadar çok şey paylaşılmıştır ki, şimdi tam da sıfır noktasından başlamak ölüme eş değerdir. Mete Özgencil bu dönemi harika sözlerle taçlandırırken Hande yener, başka hiçbir şarkısında duyamayacağımız dumanlı sesiyle adeta eksik parçaları tamamlamış. Her yönüyle mükemmel bir parça. Kentli kadın yalnızlığının ötesinde kentli erkeklere de hitap edebilen bir parça bence. “ En sevdiğin film hangisi, en sevdiğin şarkı, şiir, şair, yazar, çizer, siler, bozar zamanın silgisi….”



1- Biraz Özgürlük: Yani Hande Yener’in kariyerindeki müzikal değişimden bahsederken bu parçanın sürekli atlanması bana dokunuyor epeyce açıkçası. Bana göre hem Hande Yener’in söylediği en başarılı parça hem de o dönüşümün ilk ciddi örneği ve yine bence daha sonra bu ayarda bir parça da çıkmadı. Hani gerekten nakaratta söylendiği gibi sanki uçuyorsunuz hissini dibine kadar yaşatan ve “şimdi beni yere indir” dedirten muazzam bir düzenleme. Yani bunun daha ötesi yok bence Hande hanımın diskografisinde. Ayrıca her ne kadar bazı kısımları intihal olsa da klibi de kusursuzdu. Gözlerinizi kapatıp bu şarkıyı dinleyin ve tekrar tekrar uçun…hani hiç kullanmadığım için bilmiyorum ama bazı uyuşturucu maddeleri kullanınca hissedildiği söylenen uçma hissini veriyor bence bu parça. Başlı başına bir uyuşturucu.



Efenim, bu listenin yanı sıra ilk paragrafta bahsettiğim gibi on şarkıyı seçmekte çok zorlandım. On parça saplantım yüzünden listeye giremeyi burun farkı ile kaçıran, Yola Devam, bedenim Senin Oldu, Hayrola, Savaş Sonrası, Bir iz gerek, Bu yüzden, Armağan, Aşk Kadın ruhundan Anlamıyor, Kibir’in de isimlerini anmak istiyorum en azından. Bir de müzikal açıdan değeri olmasa da durduğu yer açısından Yalanın Batsın’ı ismen de olsa analım. Herkese iyi günler diliyorum.

28 Mayıs 2009 Perşembe

On Yeni Türkü Şarkısı


Bazen, farklı farklı dünyalar hayal etmişliğim olmuştur her insan gibi. Bu hayallerin her birinde bulunan ender öğelerden biridir müzik. Müziksiz bir hayat, yaşanılan bir "an"ı, hisedilen "his"si müzik ile taçlandırmamak hiç bir zaman aklımdan geçmiyor. Neredeyse her türden bir çok farklı şarkıcı ve parçayı severim. Bir çeşit "tür" taraftarlığım yok genel tutumumun aksine. Her şeyde taraf olmayı severim ama müzikte tür konusunda asla taraf olamam. Başka konularda ufak çaplı rekabet hayali yaratırım müziğe dair lakin bu tür konusunda bağlayıcı değildir. Neyse efenim bu paragrafı yazdım çünkü çeşitli sanatçıların pek seviğim parçalarını yazmak istedim. bunlardan ilki de yeni türkü olacak. Last fm istatistiklerim tutulmaya başlandığından beri ilk ondan hiç düşmeyen her daim dinlemekten keyif aldığım, konserlerine gittiğimde eşlik ederken kendimden geçtiğim şarkıların iyesi olan bu grubun parçaları arasında ayrım yapmak zor olsa da, her daim bir parçayı diğerinden daha çok sever insan. Sevme seviyesi 6 diyelim örneğin. 6 puan verilen şarkıyı sevmiş sayılıyorum kendimce. İşte her şarkıyı severim ama bazı şarkılar 6.2 puandadır bazıları 9.8. Sevdiğim şarkılardan bazılarını "daha çok" severim. Bu diğerlerini sevmediğim anlamına gelmez. Neyse bu uzun deskıripşın bölümünden sonra yeni türkünün kişisel tarihçemde en sevdiğim parçalarını ortaya sermek isterim.

10-) Telli telli: Küçüklüğümün bir numarası olan bu parça, elbette çok şey hatırlatır ve listededir. O zamanlar şarkıda anlatılmak istenileni anlayamıyordum belki ama müziğin çekiciliği tam olarak da bu diye düşünüyorum. Her neyse hikayeye uygun olarak "biz büyüdük ve kirlendi dünya" canlar.



9-) Rüzgar: Yeni Türkü'ye en çok bahar yakışır. Bahar vakti yeniden doğuşun, hayatın simgesidir. Hayat bazen yorgun bir günün ardından evin bahçesinde oturup şöyle bir gözleriyle dalmayı gerektirir. Yeni çiçek açmıştır bahçedeki bitkiler. Bir sıcak çay alıp akşam üzeri bahçdeki ahşap sandalyeye oturup bu parçayı dinlemek grkir zaman zaman..



8-) Karanfil: Ah bir karanfil, yağsa yağmur, "büyülense" yeniden dünya... Eşlik etmesi en güzel parçalardan biridir. Bir gece Yeni türkü konserinde iken, genelde bir iki tek atıp sahneye çıkan Derya abiye eşlik etmek için şişelerimiz ellerimizde, tam da şişeyi tuttuğumuz eli havaya kaldırarak tam da o kısmı söylemek yaşadığını hissetmesini sağlar insanın. "Dünya varmış" der içinden "bir karanfil yağsa yağmur, büyülense yeniden dünya" diye bağırırken Derya Abi ile. Bu şarkıya sahnedekiyle birlikte eşlik etmek, her insanın ölmeden önce yapması gereken 100 şeyden biri.



7-)Sonbahardan Çizgiler: Marika'nın tanışmamı sağladığı şahane bir güzellik olan bu parça benim için Ankara ile özdeşleşmiştir kısa sürde. Bu şarkyı ne zaman dinlesem Ankara ve Ankara yolları geçer aklımdan. hoş şarkı da zaten genel olarka Ankara'dan bahseder ama can alıcı kısmı "ne güzeldir yollarda olmak şimdi" demesidir Derya Köroğlu'nun içtenlikle. Ne güzeldir yollarda olmak şimdi be canlar.



6-) Yeşil Şarkı: Hani dedim ya en çok bahara yakışıyor diye bu parçalar. O tadı veren parçalardan biri yeşil şarkı.. Tam da o bahçede Rüzgar'dan sonra bu şarkı koyulur playliste..
"her sey kendi dilince konusur
karanlik ortse de ustunu
gecede devam eder renk
agacin dalinda ruzgarda"



5-)Aşk Yeniden: Bazen aşk hissini tanımlamaya asimptot çizen şarkılar ortaya çıkıverir. Benim bu konuda klasik olan, o yüzden dikkatlice dinlenilmden ezberdn eşlik edip söylenilen bazı şarkıları parmakla göstrmişliğim vardı. Örneğin "Senden Başka" isimli yetmişlerin klasik şarkısını herkes bilir, eşlik eder ama dikkatlice ne ddiğini dinlemez çoğu zaman. Orada benim gördüğüm en büyük aşklardan biri tarif ediliyor. Bu parça da aynı biçimde. "Gözlerim doluyor, aşkının şiddetinden..Ağlamak istiyorum" nasıl bir sözdür.. Bu hissi hissetmiş olanlar için vazgeçilmez ve o "an"ın tam karşılığını veren bir dizedir..



4-) Dönmek: Akşamüzeridir, kalabalık ve koşturmacalı otogardan otobüs harket eder. Sen, tam da cama başını dayamış dışarısını izlersin. Aklından bir sürü düşünce köyüne ziyaretler yaparsın. Bu köyler senin çizdiğin yollar ile birbirine bağlanır. Arkada Derya Köroğlu Murathan Mungan'ın unutulmaz dizelerini fısıldar kulağına.. Bir yere gitmeyi değil, yolda olmayı sevdiğini anlarsın. "Neresi sıla bize, neresi gurbet..Yollar bize memleket.."



3-) Resim: Dur bir dinlen..yorulmuşsun çalışmaktan. Hayat normal biçimde akıyordur. Oradan oraya koşturulur gündüz iş güç alt metniyle. Gece eve gelinip ufak bir şarap açılır. Ona bakılır..Baktıkça daha çok dinlenilir bu şarkı..Dinledikçe daha da yakar..Yaktıkça konuşmaya başlar.. "Biliyorum, görünce beni hep tanıyordum diyeceksin.."



2-) Nerelere Gideyim: Daha önce de "sigara" etiketiyle koymuştum bu parçayı. Pek sevdiğim bir arkadaşımın, zamanı asla eskimeyecek bir hediyesi..

"Dört yanımda dört nasihat
Az gülüş, bol zaiyat.."

"Senden bana zor bir miras.
Bol çetrefil, bol viraj..."



1-) İnatçı: Kişisel tarihçeme en fazla etkisi olmuş parça. Benim de en seviğim "bir" numaram doğal olarak. Bu şarkı hakkında yazabileceğim sayfalarca söz olmasına rağmen ketumlaşıyorum ne vakit duysam.. Severek okuduğum B'den bir alıntı yapmak istiyorum bu duruma ithafen..

"Sessizlik çok şey anlatır bilirim ben.Çok şey anlatmak için değil ama sendeki sessizliğim.Sessizlik huzurdur.Yanında huzur evlerinin tabelalarındaki yalnızlığı çağrıştıran,acayip bir huzur bulduğum içindir sessizliğim.."




Son olarak, Yağmurun elleri ve Olmasa Mektubun isimli klasik şarkıların listede mevcut olmamasına da değinmek isterim. İkisi de çok sevdiğim parçalardır ama kişisel tarihçeme bu on parça kadar etki etmemiştir. bu liste genel olarak kişisel tarihçemle ilgilidir. Başlığı seçerken de bu konuda özenli davranmak için pek çaba harcadım. En sevdiğim değil, en güzel değil, en iyi değil..Sadece on yeni türkü şarkısı.. Herkese iyi günler diliyorum.