Günaydın Leyla'lar. :)
pazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Nisan 2010 Pazar
18 Nisan 2010 Pazar
11 Nisan 2010 Pazar
Pazar Şarkısı
Soğuk savaşı bitirdiğinden şüphelendiğimiz sözleriyle çok şey anlatan şarkı. günaydınlar efenim kşldfalşdkflşkas
4 Nisan 2010 Pazar
28 Mart 2010 Pazar
21 Mart 2010 Pazar
14 Mart 2010 Pazar
Pazar Şarkısı
:) Günaydınlar efendim. Şarkıyla falan çok alakasız olsa da dünya pi gününüz de kutu olsun.
7 Mart 2010 Pazar
11 Ekim 2009 Pazar
Pazar Şarkısı (Something Special...)
bu pazar özel bir şey yapmak istedim..Aslında aklımda pek sevdiğim bir yabancı parça vardı lakin eve geldiğimde çılgınlar gibi bunları izlemek istedim..
neden özel derseniz, şu şu şu diye listeyi önünüze koyamam. Bu dizi yayınlandığı vakitler İzmit'te öğrenci idim. Ev arkadaşım ve ben bu dizinin bir bölümünü izlemiş ve hayran kalmıştık..Öyle ki, dizifilm.com a üye olmamın, her perşembe, "bu gece yalancı yarim var çıkamam" deme müsebbibim olmuştu..
İlerleyen bölümlerde artık izleyen sayısı çok düşmüştü ama ben hala ve hala her bölümünü büyük merakla izliyordum.. Burada, ağdalı aşk lafları yoktu, zengin konakta geçen entrikalar yoktu, ağam paşam kıvamı yoktu, vurdu kırdı yoktu..aşk vardı. hem de hayatın içinden biçimde. yani nasıl denir bilemiyorum bir çok dizi veya film izlenir ama hayatın akışında oradaki olaylarla karşılaşmak pek nadirdir. o dili kullanan gerçek hayat inanları çok azdır. bu dizi öyle bir şeydi ki, gerçek hayatın bir çok noktasında karşılaşılabilirdi.. sıradan ve basit sözlerdi senaryodakiler, diyaloglar sadece "sıradan"dı. gerçek bir sehl-i mumteni idi aslında senaryosu..
Öyle ki, artık izleyen kitlesi iyice azalmasına rağmen, elde avuçta kalmış bir kaç hayranının ısrarları ile final yapmadan bitmemesi kararlaştırıldı dizinin. Sezon ortasında izlenen bu sahneden sonra, gerçek final olmadan bu dizinin ve karakterlerin ömrünün sonlanması büyük üzüntü verecekti..
Sözlük başta olmak üzere, televizyon dünyasının "bilmiş" kişileri diziyi epeyce eleştiriyordu "bir bıraktım 10 bölüm sonra hala aynı yerde" konusu altında. Gidin yaprak dökümünü seyredin lan ne diyeyim diye geçiriyordum içimden zaman zaman. Bir avuç izleyicisi ile sessiz sakin yoluna devam eden bir yapımdan size ne. Zaten izlemiyorsunuz ki. FAkat yine sözlük başta olmak üzere bir kaç yerde de diziyi izleyenler yıllaaaar yllar sonra bir yerli yapımın yetmişler yeşilçamı modunu yakaladığında hemfikirdi.. Gerçek bir yeşilçam romantik komedisi izlemek nasıl keyif verirse ve yetmişlerin yeşilçam yapımları nasıl ki absürd olmasına rağmen hissedilen "samimiyeti" yakalıyorsa bu dizi de yakalıyordu onu. hem de tam ve kesin anlamıyla. ingilizce bir kelime daha iyi oturabilir buraya belki. "exactly!"
"Bende numara çoook...."
bu bölüm yayınlandığı vakitler malum olayın olduğu vakitlerdi ve ben bir düğüne gitmek için hazırlık yapıyordum evde. Çıkmak üzereyken televizyondan haberi aldığım o anı unutmam herhalde pek mümkün değildir hayatım boyunca. bu nasıl bir kaderdir ki, her türlü yayından kaldırılacagı düşünülen bir dizi az sayıda kişinin ısraları sonucu biraz daha uzatılır ve tam da gerçekten bitmesine dört bölüm kalmışken can karakteri canını bırakır...
Mevzubahis olay hakkında pek fazla yazmak istemiyorum. Zaten sözlüğe dizi hakkında en çok yazan kişiyim ama o olay meydana geldikten sonra ketumlaşıp kaldım adeta.. bir güzel sabahın romantik, komik, içten diyaloglarını bu dizide bulabiliyordum..Şuradaki telefon açmanın samimiyetini va diyalogların reelliğinin altındaki duyguyu mükemmel verişini ise hep sevmişimdir.. Klasik.. "Allakım allakım" telaffuzuna rağmen :)
bu dizinin tüm bölümleri youtube da var. kendinize bir iyilik yapın ve bu pazar kahvaltıdan sonra herhangi bir bölümünü izleyin (favorim 20. bölümdür:)). eğer pazar günü samimiyetine yakıştıramıyorsanız bir daha da bu bloga uğramamanızı tavsiye ederim.. Herkese günaydın, işte pazar şarkınız..
neden özel derseniz, şu şu şu diye listeyi önünüze koyamam. Bu dizi yayınlandığı vakitler İzmit'te öğrenci idim. Ev arkadaşım ve ben bu dizinin bir bölümünü izlemiş ve hayran kalmıştık..Öyle ki, dizifilm.com a üye olmamın, her perşembe, "bu gece yalancı yarim var çıkamam" deme müsebbibim olmuştu..
İlerleyen bölümlerde artık izleyen sayısı çok düşmüştü ama ben hala ve hala her bölümünü büyük merakla izliyordum.. Burada, ağdalı aşk lafları yoktu, zengin konakta geçen entrikalar yoktu, ağam paşam kıvamı yoktu, vurdu kırdı yoktu..aşk vardı. hem de hayatın içinden biçimde. yani nasıl denir bilemiyorum bir çok dizi veya film izlenir ama hayatın akışında oradaki olaylarla karşılaşmak pek nadirdir. o dili kullanan gerçek hayat inanları çok azdır. bu dizi öyle bir şeydi ki, gerçek hayatın bir çok noktasında karşılaşılabilirdi.. sıradan ve basit sözlerdi senaryodakiler, diyaloglar sadece "sıradan"dı. gerçek bir sehl-i mumteni idi aslında senaryosu..
Öyle ki, artık izleyen kitlesi iyice azalmasına rağmen, elde avuçta kalmış bir kaç hayranının ısrarları ile final yapmadan bitmemesi kararlaştırıldı dizinin. Sezon ortasında izlenen bu sahneden sonra, gerçek final olmadan bu dizinin ve karakterlerin ömrünün sonlanması büyük üzüntü verecekti..
Sözlük başta olmak üzere, televizyon dünyasının "bilmiş" kişileri diziyi epeyce eleştiriyordu "bir bıraktım 10 bölüm sonra hala aynı yerde" konusu altında. Gidin yaprak dökümünü seyredin lan ne diyeyim diye geçiriyordum içimden zaman zaman. Bir avuç izleyicisi ile sessiz sakin yoluna devam eden bir yapımdan size ne. Zaten izlemiyorsunuz ki. FAkat yine sözlük başta olmak üzere bir kaç yerde de diziyi izleyenler yıllaaaar yllar sonra bir yerli yapımın yetmişler yeşilçamı modunu yakaladığında hemfikirdi.. Gerçek bir yeşilçam romantik komedisi izlemek nasıl keyif verirse ve yetmişlerin yeşilçam yapımları nasıl ki absürd olmasına rağmen hissedilen "samimiyeti" yakalıyorsa bu dizi de yakalıyordu onu. hem de tam ve kesin anlamıyla. ingilizce bir kelime daha iyi oturabilir buraya belki. "exactly!"
"Bende numara çoook...."
bu bölüm yayınlandığı vakitler malum olayın olduğu vakitlerdi ve ben bir düğüne gitmek için hazırlık yapıyordum evde. Çıkmak üzereyken televizyondan haberi aldığım o anı unutmam herhalde pek mümkün değildir hayatım boyunca. bu nasıl bir kaderdir ki, her türlü yayından kaldırılacagı düşünülen bir dizi az sayıda kişinin ısraları sonucu biraz daha uzatılır ve tam da gerçekten bitmesine dört bölüm kalmışken can karakteri canını bırakır...
Mevzubahis olay hakkında pek fazla yazmak istemiyorum. Zaten sözlüğe dizi hakkında en çok yazan kişiyim ama o olay meydana geldikten sonra ketumlaşıp kaldım adeta.. bir güzel sabahın romantik, komik, içten diyaloglarını bu dizide bulabiliyordum..Şuradaki telefon açmanın samimiyetini va diyalogların reelliğinin altındaki duyguyu mükemmel verişini ise hep sevmişimdir.. Klasik.. "Allakım allakım" telaffuzuna rağmen :)
bu dizinin tüm bölümleri youtube da var. kendinize bir iyilik yapın ve bu pazar kahvaltıdan sonra herhangi bir bölümünü izleyin (favorim 20. bölümdür:)). eğer pazar günü samimiyetine yakıştıramıyorsanız bir daha da bu bloga uğramamanızı tavsiye ederim.. Herkese günaydın, işte pazar şarkınız..
4 Ekim 2009 Pazar
30 Ağustos 2009 Pazar
Pazar Şarkısı
bu şarkıyı hatırlayan kişi gözümde jedi seviyesindedir. klibini de hatırlıyorsa o bir jedi masterdır. Yok hiç kimse hatırlamıyorsa ağzımdan telaş ile "i sense a disturbance in the force" sözcükleri dökülür.. Günaydınlar efenim..
24 Ağustos 2009 Pazartesi
Ödül
Merhabalar efendim. Bir süredir yazmıyordum. Bir süre daha yazmamayı eya nadiren yazmayı düşünüyorum. Bu esnada segili S beni hatırlayıp bir ödül ermiş şahsıma. ödülün ismi kreative blogger. Neden creative ya da kreatif değil de kreativ onu bilemedim ama öncelikle bu ödülü gönereceğim yedi kişiseçmem gerekmekte. hemen seçeyim;
* Yakın zamanda Atina'da bir konsere çılgın atarken görmek istediğim Marika
* Ama bulut bu demek istediğim B.
* her daim severek okuduğum renklikalem ve onun pek şahane müzik blogu.
* İçimden geldiği gibinin renkli bilgilerle dolu blogu
* Ödülü gönderen olmasına rağmen, S. (recursive bir şeye doğru gider bu. Laf açılmışken recursie fonksiyon yazmak programlama dilinde en sevdiğim hadiselerden biridir.)
* pek güzel şiirlerden seçmeleriyle deep sound
* Elbette os. S ona ödül göndermişti ama ben de gönderiyorum :) Hem penaltı hem gol ulan!
İkinci olarak kendimiz hakkında yedi ilginç şey yazmamız istenmiş.
1- Maydonoz yiyemediğimi biliyor muydunuz?
2- Zaman zaman kafama göre televizyon yayın akışlarını düzenlediğimi biliyor muydunuz?
3- Bir duygunun müziksiz eksik kaldığını düşündüğümden her haleti ruhiyeme göre mutlak müzik dinlediğimi biliyor muydunuz?
4- Lahana'ya bayıldığımı bilin artık 10 kere yazdım buraya :)
5- Yolculuk etmeyi çok sevdiğimi biliyor muydunuz?
6- telefonla iki üç dakikadan fazla konuşamadığımı biliyor muydunuz? Sevdiceklerimle bile konuşma rekorum maksimum altı dakikadır.
7- 7 Aralık tarihinin bir tür dönüm noktası olabileceğini düşündüğümü biliyor muydunuz?
yaa yaa işte böyle
* Yakın zamanda Atina'da bir konsere çılgın atarken görmek istediğim Marika
* Ama bulut bu demek istediğim B.
* her daim severek okuduğum renklikalem ve onun pek şahane müzik blogu.
* İçimden geldiği gibinin renkli bilgilerle dolu blogu
* Ödülü gönderen olmasına rağmen, S. (recursive bir şeye doğru gider bu. Laf açılmışken recursie fonksiyon yazmak programlama dilinde en sevdiğim hadiselerden biridir.)
* pek güzel şiirlerden seçmeleriyle deep sound
* Elbette os. S ona ödül göndermişti ama ben de gönderiyorum :) Hem penaltı hem gol ulan!
İkinci olarak kendimiz hakkında yedi ilginç şey yazmamız istenmiş.
1- Maydonoz yiyemediğimi biliyor muydunuz?
2- Zaman zaman kafama göre televizyon yayın akışlarını düzenlediğimi biliyor muydunuz?
3- Bir duygunun müziksiz eksik kaldığını düşündüğümden her haleti ruhiyeme göre mutlak müzik dinlediğimi biliyor muydunuz?
4- Lahana'ya bayıldığımı bilin artık 10 kere yazdım buraya :)
5- Yolculuk etmeyi çok sevdiğimi biliyor muydunuz?
6- telefonla iki üç dakikadan fazla konuşamadığımı biliyor muydunuz? Sevdiceklerimle bile konuşma rekorum maksimum altı dakikadır.
7- 7 Aralık tarihinin bir tür dönüm noktası olabileceğini düşündüğümü biliyor muydunuz?
yaa yaa işte böyle
9 Ağustos 2009 Pazar
Pazar Şarkısı
well you may not be beautiful
but it's not for me to judge
i don't know if you're beautiful
because i love you too much...
Günaydın..
but it's not for me to judge
i don't know if you're beautiful
because i love you too much...
Günaydın..
3 Ağustos 2009 Pazartesi
16:30
İzafiyet teorisini doğrularcasına, geçmiş günlerden daha uzun bir gün idi geçirdiği. Önce vakit 16:30 olmamak için epeyce diretmiş, bu inadından vazgeçtiğinde ise hızlıca kayarak yol almış, neticesinde birazdan, karşıdan gördüğü ufak, salaş ama her zaman gittiği için kendinden, hayatından bir parça olarak kabul ettiği barın kapısına baktığı anda yeniden yavaşlamıştı. “Dursana durduğun yerde” diye hayıflandı zamana içinden. Zamanın elçisi olarak görevlendirildiğini hemen anlayan beyninin diğer tarafı, mesajını iletmekte gecikmedi; “Ben asla bir durduğum yerde yeniden bulunmam ki aptal!”. Bir yandan kendisine, bir yandan da elçiye kızmıştı. Bu kadar temele ineceğini düşünmüyordu zamanın. Verecek cevabı olmayınca bu basit kaçamak yanıta sığındığını düşündü. “sen hayatın boyunca benim bir ayki halim kadar hareketli olmad….” Kafasının içindeki elçiye, kafasının içinden “kes” işareti yaptı. “Anladık o kadarını.”
Aslında, zamanın kendisiyle birebir muhatap olmamıştı hiçbir zaman. Bugün 16:30 da bile. Son konuşmalarını yaptığını biliyordu, zaman elçisine “saat 16:30” telgrafını yazdırdığında. Karşısındaki kadını yüksek ihtimalle son defa görüyordu. Basit bir farkındalıktı ikisinin de takındığı, tertemiz beyazına, içerken hafifçe kahve damlatarak, bunun bir sürrealist resim olabileceğini düşündüğü masada otururken. Farkındalık öylesine basit ve temeldi ki; zamanın az önce ortaya koyduğu somut dinamikleriyle mecazi bir ithama karşılık vermesi bile daha grift sayılırdı. Son konuşmaları sevdiği söylenemezdi ama son konuşmanın da mutlaka olması gerektiğini savunurdu. “Bittiğini bilirsin ama bir de ondan duymak istersin” diye geçirdi içinden. Basit ve sadece karşılık onaylama idi, masadaki sürrealist resmin arka fonunda saklanan. Birkaç dakika içinde, ikisi de orada durmamak için zamanın hareketliliğini örnek alacaklar, farklı yönlere doğru harekete geçeceklerdi. Geçtiler de…
“Bu yaptığının Latince bir karşılığı vardı. Ad absurdum olması lazım” diye mesajı verdi elçiye zamana iletmesi için. Bu arada barın kapısından içeriye girerek, taburede kendisini bekleyen yakın dostunu gördü. İnancı o yöndeydi ki; bu gecede kendisine teselli vermek görevi ona aitti. “bunu da nereden çıkardın?” dedi zaman. Adam güldü. “Soruma cevap vermek yerine durumu gülünçleştirerek değersizleştirdin.” Dedi adam elçisine. Cevap gecikmemişti. “Sen hiç soru sormadın ki…” Adam şaşırdı. Besbelli böyle bir söz beklemiyordu. Sorduğunu düşünüyordu ama zaman yalan söylemezdi. Bu tartışmayı, sonra devam ettirmek üzere sonlandırdı ve kendisini bekleyen arkadaşının yanına oturdu. Meraklı gözlerin kendisini izlediğini fark edince “Bitti.” dedi sakince. Karşısındakinin eli omzuna uzandı. “Üzülme, zamanla bu da geçer” dedi. Kozmik bir çarpışmaya denk geldiğini düşünerek hafifçe gülümsedi adam. “biliyorum” dedi. “Biliyorum, ‘zamanla’ bu da geçer..”
Aslında, zamanın kendisiyle birebir muhatap olmamıştı hiçbir zaman. Bugün 16:30 da bile. Son konuşmalarını yaptığını biliyordu, zaman elçisine “saat 16:30” telgrafını yazdırdığında. Karşısındaki kadını yüksek ihtimalle son defa görüyordu. Basit bir farkındalıktı ikisinin de takındığı, tertemiz beyazına, içerken hafifçe kahve damlatarak, bunun bir sürrealist resim olabileceğini düşündüğü masada otururken. Farkındalık öylesine basit ve temeldi ki; zamanın az önce ortaya koyduğu somut dinamikleriyle mecazi bir ithama karşılık vermesi bile daha grift sayılırdı. Son konuşmaları sevdiği söylenemezdi ama son konuşmanın da mutlaka olması gerektiğini savunurdu. “Bittiğini bilirsin ama bir de ondan duymak istersin” diye geçirdi içinden. Basit ve sadece karşılık onaylama idi, masadaki sürrealist resmin arka fonunda saklanan. Birkaç dakika içinde, ikisi de orada durmamak için zamanın hareketliliğini örnek alacaklar, farklı yönlere doğru harekete geçeceklerdi. Geçtiler de…
“Bu yaptığının Latince bir karşılığı vardı. Ad absurdum olması lazım” diye mesajı verdi elçiye zamana iletmesi için. Bu arada barın kapısından içeriye girerek, taburede kendisini bekleyen yakın dostunu gördü. İnancı o yöndeydi ki; bu gecede kendisine teselli vermek görevi ona aitti. “bunu da nereden çıkardın?” dedi zaman. Adam güldü. “Soruma cevap vermek yerine durumu gülünçleştirerek değersizleştirdin.” Dedi adam elçisine. Cevap gecikmemişti. “Sen hiç soru sormadın ki…” Adam şaşırdı. Besbelli böyle bir söz beklemiyordu. Sorduğunu düşünüyordu ama zaman yalan söylemezdi. Bu tartışmayı, sonra devam ettirmek üzere sonlandırdı ve kendisini bekleyen arkadaşının yanına oturdu. Meraklı gözlerin kendisini izlediğini fark edince “Bitti.” dedi sakince. Karşısındakinin eli omzuna uzandı. “Üzülme, zamanla bu da geçer” dedi. Kozmik bir çarpışmaya denk geldiğini düşünerek hafifçe gülümsedi adam. “biliyorum” dedi. “Biliyorum, ‘zamanla’ bu da geçer..”
2 Ağustos 2009 Pazar
26 Temmuz 2009 Pazar
Pazar Şarkısı
Günaydınlar efendim. Gelmiş geçmiş en iyi kliplerden birini izlerken, dünyama buyurmaz mıydınız kahvaltıya?
Kylie Minogue - Come into my world from Mariano Zeta on Vimeo.
19 Temmuz 2009 Pazar
Pazar Şarkısı
Hey!..Bu evrende bir tozsun, tarih seni unutsun.. Gelsene kahvaltıdan sonra..Haydi gel içelim.!
21 Haziran 2009 Pazar
Avatar Evreni (Kısım 2) - Su Kabilesi
Su kabilesi üyeleri genel olarak iki yerleşim bölgesinin birinde yaşarlar. bunlar iki kutupta yer alan Kuzey Su Kabilesi ve Güney Su Kabilesidir. Ayrıca Foggy Swamp Tribe isminde, Toprak krallığı bataklıklarında yaşayan bir grup daha vardır(kitap 2 Bölüm 4 "The Swamp"). Su kabilesi hidrokinesisin mistik bir sanatı olan Su bükme üzerine pratik yapan erkek ve kadınlardan oluşur. güney kabilesinde, Ateş Ulusu diğer tüm bükücüleri yakalayıp esir aldığı için geride kalan tek su bükücü Katara'dır. Bunun aksine Kuzey Su kabilesinde ise Su bükücü bolluğu vardır. Kuzey su kabilesi erkeklerin yalnızca dövüşmek, kadnların da iyileştirmek için su bükme kullanmasını telkin eder.
Kültürleri
Etnik olarak güney ve kuzey su kabileleri üyeleri, açık veya koyu kahverengi saçlara, mavi gözlere, kahverengiye çalan bir ten rengine sahiptir. Kıyafet ise genel olarak, beyaz kürk ile kaplı mavi anorak ve pantolondan oluşur.
Su kabilesinin ulusal amblemi, beyaz bir hilal içeren çember ve okyanus dalgalarını temsil eden üç yatay siyah çizgiden oluşur. Amblemdeki hilal ve okyanus dalgaları, insanları güç veren okyanus ve ay ruhları Tui ve La'yı sembolize eder. Her dört ulusun da baskın bir mevsimi vardır. Su kabilesinin baskın mevsimi kıştır. Diğer mevsimlere göre daha çok su bükücü kışın doğar ve güçleri uzun gecelerle birlikte kışın en yüksek seviyede olur. Su kabileleri genelde kutupta yaşadğı için kış havası genelde sabittir. Donmuş kutuplarda ve deniz ile okyanus kenarındaki buzullarda yaşadıkları için doğal kaynaklar ve yemek için okyanusa bağımlıdırlar. Su kabilesi avcıları doğal olarak alanlarında en iyisidirler.
Ordu
Güney kabilesinin tüm yetişkin erkekleri tam eğitilmiş savaşçılardır. Silahları, sopalar, kemikten yapılmış mızraklar, bumeranglar, pala kılıçlarıdır. Kuzey su kabilesinde su bükücü olmayan savaşçılar da yer alır. Genelde yalnız dövüşmekten çok beraber savaşırlar. Her su bükücüye en az bir su bükücü savaşçı daha eşlik eder(kitap 1 bölüm 19: "The siege of the north part 1").
Foggy Swamp Water Tribe'ın resmi bir askri gücü yoktur. bunun yanısıra dışarıdaki yaşamdan çok bataklık içinde doğal yaşama adapte oluklarından bataklık kamışlarını bükebilen bükücüler mevcuttur.
Güney kabilesinin gemileri filika şeklindeki yelkenlilerdir. Omurgaları ahşaptan oluşur. bu gemiler en az iki kişi tarafından kullanılır. biri ana kumanda da diğeri de yelkeni kontrol eder. Savaştan çok nakliyat için yapılmışlardır.
Kuzey su kabilesinin en çok kullanılan gemisi, çift omurgalı su bükme ile hareket eden teknelerdir. Küçük olduğu için bir çok farklı uygulamada kullanılabilirler. Nakliyattan şehrin içindeki kanallarda sivilleri taşımaya kadar. Ana amaç olarak kısa okyanus yolculukları için yapılmışlardır. Savaşçılar bu gemilerle Kuzey Su kabilesini dışarıdan korurlar.
İlk istila sırasında Sokka ve Mekanikçi, Ateş ulusu başkentine girebilmek için su bükme gücü ile çalışan denizlatılar tasarlamışlardır.
Kabileler
Su kabilesi grupları, coğrafi nedenler ve element ile yakınlıkları nedeniyle üç ana kültüre ayrılır. Savaştan önce ayrıyken de kuzey ve güney kabileleri birbirleriyle iletişim halindeydi. Bu kabileler gerçek hayatta Kuzey Amerika'daki Inuit kabilesinden esinlenilmiştir.
Güney Su Kabilesi
Savaş boyunca güney su kabilesi soylarının tükenmesi ve yok olma tehlikesiyle karşılaşmışlardır. bükücü nüfusunun çoğu ya yokedilmiş ya da Ateş ulusu tarfından esir alınmıştır. Güneydeki tek su bükücü Katara'dır. bunun haricinde güneyli bir diğer su bükücü olan Hama'da Ateş ulusunun hapishanesinden kaçmayı başarmıştır. Bükücü doğan çocuklar öğretecek kimse olmadığından bükücülüklerini geliştiremezler. Savaştan önce güney su kabilesi de bir çok şehirden meydana geliyordu fakat savaş boyunca dağılarak çok çok küçük gruplara bölünerek yaşamaya başladlar. Pek fazla tehlike arz etmedikleri için Ateş ulusu genel olarak güney su kabilesini daha sonra rahat bırakarak en büyük ve zor hedefleri olan Toprak krallığına odaklanmaya başladı. bu süre içinde tabi periyodik olarka su bükücüleri imha etmeye devam etti.
güney su kabilesi, erkekler savaşmak için toprak krallığına gittiğinden beri savunmasızdı.
Kuzey Su Kabilesi
Kuzey su kabilesi yüz yıl süren savaşta ayakta kalmayı başardı.Kuşatma stratejisi kuzey su kabilesini hadlerini aşmadan, Ateş ulusuna karşı savunmaya yeterli oldu. öte yandan bu aynı zamanda, kuzey su kabilesinin sınırları içinde de etkilere neden oldu. bu kabile resmi bir savaşçı tarafından yönetilir. Bir tür patriklik şeklinde yönetildiği için cinsiyet ile ilgili kısıtlamalar çokça görülürdü. Su bükücülük savaşın yanı sıra bir çok farklı alanda da kullanılırdı. Erkeklere su bükmeyle ilgili savaş sanatları öğretilirken kadınlara, iyileştirme üzerine dersler verilirdi. Katara Aang ve Sokka kuzey su kabilesine gittiğinde bu nispeten değişti. Su bükücü olmayan kadınlar ise, ev işleri yemek yapmakla ilgilenyordu. Su bükücü olmayan erkekler de balıkçılık ve avcılık gibi konularla uğraşıyordu.
Mantık eviliği veya anlaşmalı evlilikler kuzey su kabilesinde olukça yaygındı. Geleneksel olarak erkek, kadının ailesinin izni sonrası müstakbel gelin adayı için bir tür kolye oyardı(Kitap 1 Bölüm 18 "The Waterbending Master").
Başkentleri Venedik'in buzdan yapılmış bir benzerini andırır. ulaşım için kanallar ve köprüler kulanılır. Şehir içindeki üç katmanlı savunma ağır silahlı askeri birlikler tarafından korunur. Şehrin üç yakasındaki derin uçuruma dikilmiş kuleler şehre doğal bir savunma sağlar. Deniz kapıları da şehri düşman donanmasından korur. Kuzey Su Kabilesi gibi başka şehirlerin olup olmadığı dizide belirsizdir.
Subükmek
Su bükücüler su bükmeyi aydan öğrenmişlerdir. Ataları med-cezir ve gelgitler sayesinde itme ve çekme kuvvetlerini öğrenmişlerdir. Bu sayede ilk su bükücüler suyu nasıl yönlendirebileceklerini öğrenirler.
Su bükmek, su akış hissini anımsatan yavaş ve elegant formlarda hareketler içeren Çin savaş sanatı Tai Chi ye dayanır. Diğer bükme sanatlarının aksine su bükücülük rakibinin gücünü kendine karşı kullandırmaya odaklanır. Su bir çok şekle girebildiği için Su bükücüler suyu, dondurabilir, eritebilir, buharlaştırabilir ve yoğunlaştırabilirler. Suyun farklı fiziksel şekillere girişi sayesinde su bükücüler, savunma, kaçma ve saldırı teknikleri bilirler. bunlar, rakibini bir buz kalıbının içinde hapsetmek, sisli bir duvarın arkasına saklanmak, buzdan bir platform oluşturarak onun üzerinde hareket etmek gibi tekniklerdir. bir su bükücünün savaştaki zaferi genel olarak tekniğe ve yeteneğe dayanır. İleri seviye su bükücüler nefesleriyle de suyu dondurabilirler. Geceleri günüzlerden daha güçlüdürler. dolunay zamanında ise en kuvvetli oldukları dönemi yaşarlarken ay tutulması esnasında tamamen güçsüz kalırlar.
Uzman Teknikler
İyileştirme: Bazı su bükücüler suyu bir katalizör olarka kullanıp, vücuttaki Chi yollarını yeniden yönlendirerek bazı hastalıkları iyileştirebilirler. Bu iyileştiriciler yara, yanık ve kesikleri kısa sürede iyileştirir. Kuzey kutbundaki spirit pool da bulunan su özel iyileştirme yeteneklerine sahiptir. Bununla ölümcül darbe almış yaralılar dahi iyileştirebilir ki Katara bu suyu Aang Azula tarafından vurulduğunda kullanmıştır. Kuzey su kabilesinin geleneklerine göre iyileştirme ancak kadın su bükücülere öğretilir.
Bitki Bükme: Su bükücüler bitkilerin köklerindeki suyu kullanarak onları yönlendirebilirler. Foggy Swamp tribe bu özelliği bataklıkta hayatta kalmak için kullanmış ve geliştirmiştir. bunun anısıra bitkileri bir su kaynağı olarak da kullanabilirler. Bitkideki tüm suyu çekerek bitkiyi öldürebilirler.
Kanbükme: Kan bükücülük Su bükücülere yaşayan varlıkların içindeki suyu kontrol etmesine izin veren bir tekniktir. bu teknik Güney Su kabileli Hama tarafından keşfedilmiş ve bu sayede tutulduğu hapisteki gardiyanların bedenlerini kontrol ederek hapisten kaçmasını sağlamıştır. Daha sonra bu tekniği Katara da öğrenerek Su bükücülüğün en üst seviesine çıktığını göstermiştir.
Kültürleri
Etnik olarak güney ve kuzey su kabileleri üyeleri, açık veya koyu kahverengi saçlara, mavi gözlere, kahverengiye çalan bir ten rengine sahiptir. Kıyafet ise genel olarak, beyaz kürk ile kaplı mavi anorak ve pantolondan oluşur.
Su kabilesinin ulusal amblemi, beyaz bir hilal içeren çember ve okyanus dalgalarını temsil eden üç yatay siyah çizgiden oluşur. Amblemdeki hilal ve okyanus dalgaları, insanları güç veren okyanus ve ay ruhları Tui ve La'yı sembolize eder. Her dört ulusun da baskın bir mevsimi vardır. Su kabilesinin baskın mevsimi kıştır. Diğer mevsimlere göre daha çok su bükücü kışın doğar ve güçleri uzun gecelerle birlikte kışın en yüksek seviyede olur. Su kabileleri genelde kutupta yaşadğı için kış havası genelde sabittir. Donmuş kutuplarda ve deniz ile okyanus kenarındaki buzullarda yaşadıkları için doğal kaynaklar ve yemek için okyanusa bağımlıdırlar. Su kabilesi avcıları doğal olarak alanlarında en iyisidirler.
Ordu
Güney kabilesinin tüm yetişkin erkekleri tam eğitilmiş savaşçılardır. Silahları, sopalar, kemikten yapılmış mızraklar, bumeranglar, pala kılıçlarıdır. Kuzey su kabilesinde su bükücü olmayan savaşçılar da yer alır. Genelde yalnız dövüşmekten çok beraber savaşırlar. Her su bükücüye en az bir su bükücü savaşçı daha eşlik eder(kitap 1 bölüm 19: "The siege of the north part 1").
Foggy Swamp Water Tribe'ın resmi bir askri gücü yoktur. bunun yanısıra dışarıdaki yaşamdan çok bataklık içinde doğal yaşama adapte oluklarından bataklık kamışlarını bükebilen bükücüler mevcuttur.
Güney kabilesinin gemileri filika şeklindeki yelkenlilerdir. Omurgaları ahşaptan oluşur. bu gemiler en az iki kişi tarafından kullanılır. biri ana kumanda da diğeri de yelkeni kontrol eder. Savaştan çok nakliyat için yapılmışlardır.
Kuzey su kabilesinin en çok kullanılan gemisi, çift omurgalı su bükme ile hareket eden teknelerdir. Küçük olduğu için bir çok farklı uygulamada kullanılabilirler. Nakliyattan şehrin içindeki kanallarda sivilleri taşımaya kadar. Ana amaç olarak kısa okyanus yolculukları için yapılmışlardır. Savaşçılar bu gemilerle Kuzey Su kabilesini dışarıdan korurlar.
İlk istila sırasında Sokka ve Mekanikçi, Ateş ulusu başkentine girebilmek için su bükme gücü ile çalışan denizlatılar tasarlamışlardır.
Kabileler
Su kabilesi grupları, coğrafi nedenler ve element ile yakınlıkları nedeniyle üç ana kültüre ayrılır. Savaştan önce ayrıyken de kuzey ve güney kabileleri birbirleriyle iletişim halindeydi. Bu kabileler gerçek hayatta Kuzey Amerika'daki Inuit kabilesinden esinlenilmiştir.
Güney Su Kabilesi
Savaş boyunca güney su kabilesi soylarının tükenmesi ve yok olma tehlikesiyle karşılaşmışlardır. bükücü nüfusunun çoğu ya yokedilmiş ya da Ateş ulusu tarfından esir alınmıştır. Güneydeki tek su bükücü Katara'dır. bunun haricinde güneyli bir diğer su bükücü olan Hama'da Ateş ulusunun hapishanesinden kaçmayı başarmıştır. Bükücü doğan çocuklar öğretecek kimse olmadığından bükücülüklerini geliştiremezler. Savaştan önce güney su kabilesi de bir çok şehirden meydana geliyordu fakat savaş boyunca dağılarak çok çok küçük gruplara bölünerek yaşamaya başladlar. Pek fazla tehlike arz etmedikleri için Ateş ulusu genel olarak güney su kabilesini daha sonra rahat bırakarak en büyük ve zor hedefleri olan Toprak krallığına odaklanmaya başladı. bu süre içinde tabi periyodik olarka su bükücüleri imha etmeye devam etti.
güney su kabilesi, erkekler savaşmak için toprak krallığına gittiğinden beri savunmasızdı.
Kuzey Su Kabilesi
Kuzey su kabilesi yüz yıl süren savaşta ayakta kalmayı başardı.Kuşatma stratejisi kuzey su kabilesini hadlerini aşmadan, Ateş ulusuna karşı savunmaya yeterli oldu. öte yandan bu aynı zamanda, kuzey su kabilesinin sınırları içinde de etkilere neden oldu. bu kabile resmi bir savaşçı tarafından yönetilir. Bir tür patriklik şeklinde yönetildiği için cinsiyet ile ilgili kısıtlamalar çokça görülürdü. Su bükücülük savaşın yanı sıra bir çok farklı alanda da kullanılırdı. Erkeklere su bükmeyle ilgili savaş sanatları öğretilirken kadınlara, iyileştirme üzerine dersler verilirdi. Katara Aang ve Sokka kuzey su kabilesine gittiğinde bu nispeten değişti. Su bükücü olmayan kadınlar ise, ev işleri yemek yapmakla ilgilenyordu. Su bükücü olmayan erkekler de balıkçılık ve avcılık gibi konularla uğraşıyordu.
Mantık eviliği veya anlaşmalı evlilikler kuzey su kabilesinde olukça yaygındı. Geleneksel olarak erkek, kadının ailesinin izni sonrası müstakbel gelin adayı için bir tür kolye oyardı(Kitap 1 Bölüm 18 "The Waterbending Master").
Başkentleri Venedik'in buzdan yapılmış bir benzerini andırır. ulaşım için kanallar ve köprüler kulanılır. Şehir içindeki üç katmanlı savunma ağır silahlı askeri birlikler tarafından korunur. Şehrin üç yakasındaki derin uçuruma dikilmiş kuleler şehre doğal bir savunma sağlar. Deniz kapıları da şehri düşman donanmasından korur. Kuzey Su Kabilesi gibi başka şehirlerin olup olmadığı dizide belirsizdir.
Subükmek
Su bükücüler su bükmeyi aydan öğrenmişlerdir. Ataları med-cezir ve gelgitler sayesinde itme ve çekme kuvvetlerini öğrenmişlerdir. Bu sayede ilk su bükücüler suyu nasıl yönlendirebileceklerini öğrenirler.
Su bükmek, su akış hissini anımsatan yavaş ve elegant formlarda hareketler içeren Çin savaş sanatı Tai Chi ye dayanır. Diğer bükme sanatlarının aksine su bükücülük rakibinin gücünü kendine karşı kullandırmaya odaklanır. Su bir çok şekle girebildiği için Su bükücüler suyu, dondurabilir, eritebilir, buharlaştırabilir ve yoğunlaştırabilirler. Suyun farklı fiziksel şekillere girişi sayesinde su bükücüler, savunma, kaçma ve saldırı teknikleri bilirler. bunlar, rakibini bir buz kalıbının içinde hapsetmek, sisli bir duvarın arkasına saklanmak, buzdan bir platform oluşturarak onun üzerinde hareket etmek gibi tekniklerdir. bir su bükücünün savaştaki zaferi genel olarak tekniğe ve yeteneğe dayanır. İleri seviye su bükücüler nefesleriyle de suyu dondurabilirler. Geceleri günüzlerden daha güçlüdürler. dolunay zamanında ise en kuvvetli oldukları dönemi yaşarlarken ay tutulması esnasında tamamen güçsüz kalırlar.
Uzman Teknikler
İyileştirme: Bazı su bükücüler suyu bir katalizör olarka kullanıp, vücuttaki Chi yollarını yeniden yönlendirerek bazı hastalıkları iyileştirebilirler. Bu iyileştiriciler yara, yanık ve kesikleri kısa sürede iyileştirir. Kuzey kutbundaki spirit pool da bulunan su özel iyileştirme yeteneklerine sahiptir. Bununla ölümcül darbe almış yaralılar dahi iyileştirebilir ki Katara bu suyu Aang Azula tarafından vurulduğunda kullanmıştır. Kuzey su kabilesinin geleneklerine göre iyileştirme ancak kadın su bükücülere öğretilir.
Bitki Bükme: Su bükücüler bitkilerin köklerindeki suyu kullanarak onları yönlendirebilirler. Foggy Swamp tribe bu özelliği bataklıkta hayatta kalmak için kullanmış ve geliştirmiştir. bunun anısıra bitkileri bir su kaynağı olarak da kullanabilirler. Bitkideki tüm suyu çekerek bitkiyi öldürebilirler.
Kanbükme: Kan bükücülük Su bükücülere yaşayan varlıkların içindeki suyu kontrol etmesine izin veren bir tekniktir. bu teknik Güney Su kabileli Hama tarafından keşfedilmiş ve bu sayede tutulduğu hapisteki gardiyanların bedenlerini kontrol ederek hapisten kaçmasını sağlamıştır. Daha sonra bu tekniği Katara da öğrenerek Su bükücülüğün en üst seviesine çıktığını göstermiştir.
Avatar Evreni (Kısım 1) - Hava Göçebeleri
Efenim bu güzel pazar günnüde Avatar evrenine dair biraz daha detaya girmek arzusundayım. Feci özledim bu seriyi. Olsa da izlesek diyesi geliyor insanın. Bu konu hakkında detaylı türkçe yazılar olmadığı için hemen bu işi üzerime alıp Avatar evrenine dair bir kaç yazı yazmak istedim. bunlardan ilki Hava Göçebelerini anlatan bir yazı olacak. Genel olarak wikipedia daki formata uyacağım.
Efenim, Hava göçebeleri gezgin hava bükücülerden oluşan bir ulustur. Kendileri aerokinesisin mistik sanatı olan Hava bükmek üzerine pratik yapan erkek ve kadın keşişlerden meydana gelir. Dizideki diğer uluslar gibi büyük ve görkemli şehirleri yoktur fakat bunun yerine dünyanın dört köşesine konuşlanmış dört adet hava tapınağı mevcuttur. Bu tapınakların biri Toprak Krallığının yüksek dağlarından birine kurulurken diğer üçü ise uzak adalardadır.
Yüz yıl önce Ateş ulusu tarafından yapılan soykırımın kurbanı olmuşlardır. Dizinin şimdiki zamanında soyları tükenmiş kabul edilmektedirler. Bu soykırımdan tek kurtulan Avatar'ın bizzat kendisi olan Aang'tir.
Kültürleri
Hava göçebeleri, turuncu, sarı safron ve kahverengi kıyafet giyerler. Aang ve diğer genç havabükücüler, uzun yenli sarı giysilerinin üzerine turuncu atkı, kahverengi kemer, arkası kahverengi olan sarı pantolon ve dizlere ulaşan kahverengi çizme giyerler. Uzman keşişler, sarı, turuncu ve kahverenginin farklı tonlarında uzun cübbeler giyerler. eğitimini tamamlayıp hava bükme ustası olan havabükücülere başından, arkasından, kollarından ve bacaklarından mavi oklu dövmeler yapılır.
Hava sembolü, kahverengi bir çember üzerine üç spiralden meydana gelir. Bu sembol hava tapınaklarında bolca bulunur ve Tibet merkezi sembolüne dayanır.
Hava göçebeleri, uçan bizonlarının üzerinde dünyayı dolaşan yüksek rakımlı tapınaklarda çalışan ve yaşayan barışçı bir topluluktur. Gerçekte, Shaolin rahipleri ve Tibet keşişlerine dayanırlar. tüm hava gezginleri hava bükücüdürler ve hava bükmeyi genel olarak doğayla uyum içinde yaşamak adına kısıtlı bir biçime savunma amaçlı kullanırlar. meditasyon hava göçebelerinin günlük yaşamlarının önemli bir parçasıdır. Meditasyon, enerjilerine yoğunlaşmalarını ve elementlerinin potansiyelini anlamarında yardımcı olur. Bir hava bükme ustasının başındaki ok, doğal olarak hava büken ve insanlara hava bükme konusunda ilham veren uçan bizonların başındaki okun yansımasıdır. Dövmeleri ve usta sıfatını kazanmak için otuz altı çeşit hava bükme testini geçmek ve orjinal bir hava bükme tekniği geliştirmek gereklidir.(kitap 1 Bölüm 3 "Southern Air temple")
Hava göçebeleri çevre ile dostane ilişki içerisindedir. Ekolojik bir ayak izi bırakmayı reddetmişlerdir ve kendi endüstrilerini ve yiyeceklerini doğal yollarla geliştirmeyi tercih etmişlerdir. bu nedenle de vejeteryan bir yaşam tarzını benimserler.
Hava Tapınakları
Güney hava Tapınağı: Güney su kabilesinin yakınlarında yer alıp sadece erkek hava keşişlerine açıktır. İçinde bir "hava topu" ve "pai sho" odası bulunur. Ateş ulusu saldırısından önce, çeşitli ağaçlar ve bitkiler de tapınakta mevcuttur. Tapınağın ortasında, yalnızca hava bükme ustalarının ve Avatarın girebileceği bir oda mevcuttur. Aang ve akıl hocası gyatso bir süre orada bulunmuşlardır.
Kuzey Hava Tapınağı: yine sadece erkek hava bükücülere açık olup diğer kutupta bulunur. Kuzey su kabilesinin hemen yanındadır. Bizon Polo turnuvaları da bir zamanlar burada düzenlenmiştir. Dizideki şimdiki zamanda bu tapınak, bir mekanik uzmanı olan adam ve yakınlarından oluşan bir mülteci grubu tarafından kullanılmaktadır(Kitap 1 Bölüm 17: "Northern Air Temple").
Doğu Hava tapınağı: Ba Sing Se'ye çok yakın bir yerde bulunup sadece kadın havabükücülere açıktır. Doğu ve batı tapınakları, tek dağa inşa edilen kuzey ve güney tapınaklarının aksine, üç dağa inşa edilmişlerdir. Tapınağın çevresindeki çiçeklere ve gölete açılan bir şelale vardır. Dizdeki zamanda şuan orada Guru Pathik yaşamaktadır(Kitap 2 Bölüm 19: "The guru")
Batı Hava Tapınağı: Ateş ulusu başkenti yakınlarında olup yine sadece kadın hava bükücülere açıktır. Tasarımı diğer hava tapınaklarına epeyce farklıdır. Bir kanyonun altında aşağı bakar biçimdedir. Tapınakta, fıskiye, dünyanın en büyük pai sho masası, bir eko odası ve heykellerden oluşan bir oda mevcuttur. Tapınak üçüncü kitap boyunca saldırı altında kalmıştır. Azula ve Combustion Man tarafından kısmen zarar görmüştür.
Havabükmek
Havabükücüler hava bükmeyi ağzı ve kuyruğuyla hava bükebilen uçan bizonlardan öğrendiler(Kitap 3 Bölüm 13 "The Firebending Masters"). Havabücüler ve Aang'te bir insanın havabükücülükteki ustalığını sembolize eden mavi ok dövmeleri bulunur. Hava bükücülük gerçek hayatta Ba Gua isimli savaş sanatına dayanır. Ba Gua genel olarak sabit dairesel hareketler ile rakibin hamlesini zorlaştırmasıyla bilinir. Kullanıcı kendi momentumunu bir silah gibi kullanır. Şüphesiz ki dört bükme sanatındaki en dinamik sanat hava bükücülüktür.
hava bükücüler havada dev sıçramalar yapabilir, yüksek hızla hareket edebilir suda ve eğik düzlemlerde koşabilir, havada süzülüp hortum gibi yüksek hızlarda spin yaparak rakibinin aklını karıştırabilirler. ağır objeler düşerken havayı bir tür yastık olarak şekillendirebilirler. Rakiplerinin dengesini bozmak için hava girdapları yaratabilirler.
Uzman Tenknikler:
Uçmak: Yüksek seviye havabükücüler uçabilirler. uçabilen ateş bükücülerin aksine bunu süresiz şekilde devam ettirebilirler.
Çok yüksek Hız: Havabükücüler hava bükmelerini herhangi bir şeyden daha hızlı gitmek için kullanabilirler. Aang bu sayede düz duvara kolayca çıkabilmektedir(Düz duvar deyince aklınıza ters bir kafiye gelmesin lan lsdflkşsşlkfa)
Havabükücü Soykırımı:
Dizinin şimdiki zamanından yüz yıl önce, havabükücüler Ateş ulusu tarafından soykırıma uğramıştır. bunun amacı tüm havabükücüleri ortadan kaldırarak Avatar döngüsünü kırıp emperyalist savaşlarındaki en büyük engeli yok etmektir. Havabükücülerin Sozin'in kuyruklu yıldızı ismi verilen kuyruklu yıldız sayesinde durdurulamaz güçteki ateş bükücülere karşı kendilerini savunması imkansızdı. Bu soykırımdan geriye kalan tek hava bükücü soykırımdan kısa bür süre önce Tapınaktan kaçan 12 yaşındaki Aang'tir. Havabükücülerin bilinen son kalıntıları, ikisi de Aang'in evcil hayvanları olan Uçan bizon Appa ve lemur Momo ve kuzey hava tapınağında yaşayan küçük böceğimsi hayvanlardır.
Şimdilik bu kadar efenim ileride diğer ulusları da anlatıcaz. Canım çekti çok fena yeniden izliyorum seriyi bu aralar anlayabileceğiniz üzere ksşfksalş
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)