12 Ocak 2009 Pazartesi
11 Ocak 2009 Pazar
Sevdiğim Ufak tefek Şeyler #4
* Zaman zaman bir sosyal ortamda, o ortamdaki insanlara göre "küçük düşürücü" olacak bir durumun, o an orada bulunan bir arkadaşımın başına gelmek üzere olduğunu farkettiğimde mevzubahis küçük düşürücülüğü üstlenip, uygun cümlelerle değersizleştirmek ve az sonra o durum oluştuğunda, ilgili arkadaşın bundan utanç duymamasını sağlayabilecek anlık ortamı oluşturmak. akabinde, sadece gözler ile yapılan "teşekkür ederim", "sorun değil" diyaloğu..
* "Zımbırtı" ve "zamazingo" gibi joker kelimeler.
* Pek soğuk olmayan bir havada, iri taneli kar yağarken, Ezginin günlüğü'nden Leyla ve Louis Armstrong'dan What A Wonderful World dinlemek ve beraberinde kırmızı buzbağ yudumlamak.
* Bendeniz hanım kızımızın "demedim mi" isimli şarkısında, enstrümanların şiddetini kesip, Bendeniz'in "Günah..alnıma yazılmış, boynuma sarılmış, işli zalim karadantel..." sözlerini icra ettiği an ve bu sözler..
* Nescafe içmek zorunda kaldığım vakitler, kırmızı nescafe fincanında içmek.
* Uyumadan önce kafamda çeşitli sistemleri iyice detaylandırarak tasarlamaya çalışmak.
imza: çok karışık duygular içerisinde olan biri :)
* "Zımbırtı" ve "zamazingo" gibi joker kelimeler.
* Pek soğuk olmayan bir havada, iri taneli kar yağarken, Ezginin günlüğü'nden Leyla ve Louis Armstrong'dan What A Wonderful World dinlemek ve beraberinde kırmızı buzbağ yudumlamak.
* Bendeniz hanım kızımızın "demedim mi" isimli şarkısında, enstrümanların şiddetini kesip, Bendeniz'in "Günah..alnıma yazılmış, boynuma sarılmış, işli zalim karadantel..." sözlerini icra ettiği an ve bu sözler..
* Nescafe içmek zorunda kaldığım vakitler, kırmızı nescafe fincanında içmek.
* Uyumadan önce kafamda çeşitli sistemleri iyice detaylandırarak tasarlamaya çalışmak.
imza: çok karışık duygular içerisinde olan biri :)
10 Ocak 2009 Cumartesi
Nuran Devres U.S.A. Edition

Sevgili okuyucu, şu sıralar başka işlerle uğraşmam gerekirken, damages dizisine kaptırmış durumdayım. takip ettiğim diziler de tatilde iken, lost başlayana kadar, aslında dördüncü sezonu tekrar etme niyetindeydim lakin gecen gün, severek takip ettiğim dizigunluklerinde hiddetle tavsiye edildiğini gördükten sonra, indirdim ve ilk bölümden şuan izlemek üzere olduğum sekizinci bölüme kadar ağızım karış karış açık kalmış vaziyette. Uzun süredir böyle bir kurgu çıkmamıştı..Glenn Close ise divalaşmış dizide. Sanırım haftasonumu normal akışa catching up için(öperim, britanyanın köpeğiyim diyecektim ama catch up deyince aklıma pulp fictiondaki ketçap hikayesi geldi. Aslında bu parantez için özel olarak kulandım, yani öyle yanlışlıkla kullandım intibası vermeye çalışıyorum ama değil. Pulp fiction referansı verebilmek için. kşdlfkldsfkla) harcayacagım. İlk iki sezonki Lost un tırnak yedirten kurgusu, nuran devres in bile işin içinden çıkamaycağı ultimate kara melek entrikaları baş döndürücü. Kesinlikle tavsiye ederim ben de. dizigünlüklerine de bloguna koyarak bulunduğu öneriler için ayrıca teşekkür etmek isterim.
Öte yandan ikinci sezonunu henüz izlememiş olduğum mad men i de başka bir boşluk vaktinde indirip izlemek niyetindeyim. Altın küredeki performansı, bu vakti yaratmakta kolaylık sağlayabilir yeniden. Yeniden Mad Men'e gider mi ödül bilemem ama tek ciddi rakibi dexter gibi dururken bence gitmeli..Neyse efenim ağzım açık bir şekilde izlemeye dönüyorum ben.
9 Ocak 2009 Cuma
Saçtaki huzur, mutluluk budur!

Evet efenim pek mutluyum. Sonunda küçük gibi görünen lakin fena huzursuzluk veren problemimi çözdüm. Bir berber beğenebildim kendime koca İstanbul'da. Bugün de saçlarımı kestirdim. Harika kesti harika!! Tam istediğim uzunlukta olduğunu görünce nasıl rahatladım anlatamam. Huzur fışkırdı gün boyu dört bir yanımdan.
Yukarıda linkini verdiğim yazıyı bir ay önce yazmışım. Riske girmek istemediğimden tam aradığım şeyi bulana kadar saçlarımın daha da uzamasına, fena da huzursuzluk duyarak katlandım. Babacan berber amca ile birbirimizi pek sevdik. Bundan sonra saçlarımı kestirmek için Edirne'ye gitmeme gerek yok. Ehorey!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)