15 Haziran 2008 Pazar

acziyetle anlatmaya çalışmak..


Yolculuk eylemeyi pek severim vesselam. Orhan veli en güzel yolda anlaşılır.. bir şehri bırakmak bir şehre gelmek ya da hasret ya da aşk ya da müzik ya da yol olduğu için güzeldir bilmiyorum..güzel tam olarka doğru niteleme olabilir mi bilmiyorum..mutluluk desem biraz var, hüzün desem biraz var, ellerini cebine sokup otogarın yogunluguyla otobüsün kalkış saatinden hemen önce sigara içmek desem bolca var..huzurlu..evet sanırım doğru kelime bu. nedenini bilmediğim ama her yola çıkışımda hissettiğim bir huzur..hoş tanımlamayı da beceremem böyle bir şeyi.."you have to see it for yourself" demişti morpheus neo ya..aynen öyle olmalı sanırım.

bir de hakkında uzun uzun yazasım olmasına ragmen tariften aciz dilimin lal olduğu yolculugun müziği var..sadece var..biliyorum..görüyorum..duyuyuorum..anlatamıyorum.. sabaha karşı bir yolüstü lokantasında (yılmaz erdoğan ın dediği gibi sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yerdir hep..) içilen çay..sigara..salaş bir mola yerinde kış vaktinin efsunlu rüzgarından kaçarken içeride yanan sobanın yanına ellerini uzatmak..orhan veli demişti.."seyehat edildiği zamanlarda yıldızlar konuşur..söyledikleri şeyler, ekseriya hüzünlüdür.." bir gzel yıldız tozu ile dünyadan dünyaya zıplar düşünceler..hayal gücü..hiç bu kadar sonsuz olmamıştı dünya(lar). yaşadığımı hissediyordum üç şeritli yolda tarlalara bakarken..sus ve dinle..yol hayattır...

2 yorum:

poetaster dedi ki...

"birdenbire boşalan yolların ortasındayım
nereye gideyim" tadında belirsizlikler de en çok yollaa yakışır.

renklikalem dedi ki...

ben de en çok yoldayken düşünürüm, ama herşeyi, en sığ şeyden derinine.. her yola çıkışım da farklı bi hikayedir bu yüzden.. birkaç hayat gizlidir yolda..