15 Ağustos 2008 Cuma

Orospu Bir Anının İtirafları

-Neden bir anı orospu olur?
-Bilmem...ama ben kendim seçtim..Öyle güzel bir anı oldugum söylenir ki; beni başkaları da tatsın isterim..Aslında sacmalıyorum...Türk filmi klişeleri gibi işte "seni bu hayattan çekip kurtaracagım" sözüne inanışım ve sonunda orospu oluşum.."tüm özlemlerimiz bitecek"..
-Aslında çok güzel görünüyorsun..Seni yaşamak çok şeyi olmalı bir bireyin..
-Evet,güzel oldugumu biliyorum..Bir kez düzen,tekrar tekrar tatmak ister beni..Oysa sanırım ben kendimi sadece ondan bir iz bulabilmek için becertiyorum...
-Ondan?
-Beni bana ilk kez yaşatan işte..Bilmiyorum,belki onun için kabak tadı vermiş orospu anılardan biriydim sadece..Ama ilkti işte..İlk kez bu kadar güzeldim..En saftım..
-Ne oldu ki?
-Bilmem ben biraz kirlendim sanırım..Ama aramaktayım halihazırda onu.."tüm özlemlerimiz bitecek.." O anıyı..Kendimi düzdürmem bu yüzdendir belki de..O..Başka bir tende onu yaşamaya çalışmak..Lakin her ten bir o kadar farklı ve bir o kadar yakın ona..Beni ilk kez yaşayanlar..Yine aynı söz "tüm özlemlerimiz bitecek.." "artık orospu olmuş bir anıya aşık olunmaz" kuralını bilmiyorlar galiba..
-Ne var ki sende bu kadar?her gören her yaşayan bir daha istiyor..
-Hayal var..Hayal etmek...rüya görmek..şarkı var..battaniye var..Bir göğsün bogulması var..gün var..gece var...En sonunda gerçeklik var...tabi sonuna kadar boşalmazsa karşı taraf...
-Peki o kaldı mı sonuna kadar?
-O kaldı,ama ben erken boşaldım..ilk orgazm işte...Bu şarkıyı bilir misin sen "yak hadi durma..senin bu küller..bana sen lazımsın.." peki bunu "sözün şiirlerin mükemmelidir..senden başkasını seven delidir.."..Listenin ilk şarkıları bunlar...ilk...orospuluk işte sonrası..bir anının orospuluğu..sonrasında her yaşayana bir şarkı sectirdim içimden..ya da ben sectim onlar için..onlar da tasdik ettiler..Bir anıyı değerli ve unutulmaz ve sonsuz kılandır şarkı..Boşver saçmalıyorum muntazaman..Ha bu arada,sen fin dilinde güneş ne demektir bilir misin?
-Maalesef
-Ben de öyle tahmin etmiştim...Bir şansımı deneyeyim dedim yine de...Hadi soyun sen takma kafana söylediklerimi..soyun..Beni yaşıyorken bunları düşünmezsin..Profesyonel oluyor zamanla anılar..

10 Ağustos 2008 Pazar

Tepecikli

Yogun bir iş temposunun ardından geçen günlerde bir kaç günlüğüne edirne ye kaçtım dinlenmek için. Edirne deki üç günlük mini tatilimde, bu yazın başında yaz düğünlerinin hiti olmasını beklediğim mahallenin güzeli sezen şarkısını sıkça duymayı bekliyordum düğünlerde veya çarşıda, orada burada. lakin tam da bu yaz kibariye denilen zat-ı muhterem tepecikli diye bir şarkı yapmış. şarkı trakya topraklarında şimdiden yazın tartışmasız hiti olup çıkmış. her yerde o çalıyor. hakkını da vermek gerek vesselam. deli gibi oynatıyor. tecrübe ettim bizzat :) youtube a girebilenler için;

6 Ağustos 2008 Çarşamba

öneriler #4




haftasonu yaklaşırken, bu köşeye ufak bir öneri daha eklemek istedim. sıcak bir haftanın ardından gelen haftasonu sabahının, sabah serinliğinde erkenden kalkıp ekmek almaya gidin sevdicek diğer yanda çayı demlerken. eşofmanlarınızı giyerek fırından yeni çıkmış ekmeği sıcak kokusuyla alın ve eve gleirken ucundaki kıtırlığı ısırarak yürüyün yolda. bir nefes daha çekin havadan. "dünya gerekten varmış" deyip gülümseyerek yola devam edin. gülümserken orhan veli yi hatırlayın.
"yolda yürürken kendi kendime
gülümsedigimin farkina vardigim zaman
beni deli zannedeceklerini sanip
gülümsüyorum"

5 Ağustos 2008 Salı

everything something happened

Bazen işyerinde motd olayını yapıyorum. pek de hoşuma gidiyor vesselam. gelip geçerken okuyanların da ilgisini çektiği muhakkak. genelde kısa aforizmalardan oluşan bir muhteviyatı oluyor bu notların. yazarken veya post it i elime alıp panoya yapıştırırken aklımdan binlerce düşünce geçiyor. yani..binlerce..

evet bunları bloğuma yazayım diyorum. lakin ne vakit yazmaya yeltensem o vakit kafamın içinde tepinen binlerce "fil", karıncaları ezmemek için azami ehemmiyet gösterip köşelerine çekiliyorlar. mesela şu an yazarken kafamın içinde "an"lık(literatürde daha kısa bir zaman dilimi yok sanırım) binlerce "şey" dolaşıyor. daha önce yazmıştım yakın postlarımdan birinde "Ruhumuz bütününde küçük ipuçlarıyla dolu. Bir an kendini gösteren sonra sonsuza dek yok olan ipuçları.. Bunlar büyük ve unutulmuş bir hayatın, belki yüzlerce jenerasyonun sessiz mırıltıları.." sözünü. can it be...

no way..

aslında yazıya başlarken yazmak istediğim iki paragrafta bahsettiğim şeyler değildi. bazı repliklerden bahsetmek istiyordum, atlayıp duruyor oradan oraya düşünce köyleri. tam şu anda, şimdi aklıma tahtalara vur şarkısının sözlerinin bir kısmı geldi..ve..gitti...

"kafa karış bulanık istanbul'a geleli..."

bir nedeni mi var. istanbul a geleli kafam karışık mı..hayır..değil..peki neden aklıma geliyor ki bu satır..

"i have no idea"

saçmalıyorum muntazaman. hayır cehalet erdemdir klişesine girmeyeceğim. ünlü bir söz vardır, "ne kadar çok bilgi sahibi olunursa septizm o derece artar" şeklinde.

"katılmamak mümkün değil"

örneğin şimdi yazının son kısmına baktım ve oldukça nadiren yaptığım bir eylemi yaptığımı farkettim. köşe yazarları yazacak şey bulamayıp yerlerini doldurmak adına böyle boşluklar bırakırlar satır aralarında. öyle mi yapıyorum ki, anlatacak bir şeyim yok mu?

dünyalarca var halbuki, "dünyalar" var.

uzun süredir yazı yazmıyordum bloguma. bu süre zarfında fantastik literatüre fena daldım. öncelikle uzun süredir(yaklaşık bir yıl) aradığım discworld serisinin ilk kitabı olan büyünün rengi ni buldum. (burada şaşırman lazım ey okuyucu).... son haftalardaki iş yogunlugundan çok fazla okuma fırsatı bulamadım gerçi lakin o kitaplar kargo ile elime ulaşmdna önce uzun süredir okumak istediğim "the hitchhiker's guide to the galaxy" i okudum. douglas adams a bir kez daha hayran kaldım. final bölümünden sonra adından sıkça söz ettiren "avatar the last airbender" ı indirip izledim. ve şunu demek isterim, final bölümü kesinlikle anlatıldığı kadar VAR. yıllardır dizi ve çizgi dizi izlerim lakin böylesine tatmin edici bir final izlemedim diyebilirim.

neyse. bomboş bir yazı oldu ve ilk defa bloğu günlük gibi kullandım. sadece bir şeyler yazmaya ihtiyacım vardı sanırım.

"bon voyage.."

12 Temmuz 2008 Cumartesi

Döl

Düşlerim gebe kaldı sana
Hayret,
Korunuyordun oysa..