2 Nisan 2008 Çarşamba

O yer..#1




Aslında yazıya oğuz haksever nidasında bir başlık atmak niyetinde değildim ama birden öyle çıkıverdi. Son zamanlarda şöyle üç aylık bir geziye çıkıp Güney Amerika turu atabilmek için büyük istek içerisindeyim. biliyorum bunun olabilmesi çok küçük bir ihtimal lakin yine de düşünmek de parayla değil ya! Çoğu zaman dünyanın çeşitli ülkelerini ve çeşitli şehirlerini dolaşmak isteği her insanda olduğu gibi bende de kendini gösteriyor. neyse efenim, bu ülkeleri biraz anlatarak bu hevesimi az da olsa bastırabilmek niyetim.

Arjantin'den başlayalım, yazıya öncelikle arjantin den başlamaktan niyetim Arjantin i Güney Amerika nın akdeniz kültürüyle özdeşleştirmem. Nedense bize oldukça yakın geliyor. Başkenti Buenos Aires. Arjantin güney amerika dan dünyaya en çok kültür ihracı yapan ülke olarka tanımlanabilir. bugün Arjantin deyince, sanatsever birinin aklına tango, sporsever bir insanın aklına, river plate - boca juniors rekabeti, alkol seven birinin aklına arjantin bira, yemekle ilgilenen birinin aklına dünyanın en büyük sığır eti ürünleri ihracatçılarından olması, ekonomiyle ilgilenen birinin aklına (aslında hatrlarsak 2001 ekonomik krizinde arjantin de dibe vuran ülkelerden biriydi, fakat o zaman bizden daha kötü olan durumu yakın zamanda imf e olan tüm borçlarını kapatmasıyla düzeldi diyebiliriz. O zaman ülkemizdeki bazı denyoların yehoo bizden daha kötü durumda ülke var diye gülümsemeleri şimdi ne taraflarına kaçmıştır merak ediyorum) arjantin in inanılmaz toparlanışı, turizm ile ilgilenen birinin aklına patagonya (bu konuya arjantin in tarihiyle yüzleşmesinde tekrar döneceğim),

Diğer güney Amerika ülkelerinin aksine, Arjantin liler genelde kendilerini onlardan üstün, medeni ve Avrupalı olarak görürler diye tanınırlar. bu nednele diğer güney amerika ülkelerinin Arjantin'den pek hazetmediği ve ve onları "snob" olarka tanımladıkları söylenilir. Aslında bunun nedenini Arjantin in tarihinde aramak, mantıklı olacaktır. İkinci dünya savaşı sonrası bir çok italyan ve Alman "soyluları"nın arjantin e geldiği biliniyor. Bu nednele genel kanı olarka latinleri "köylü" olarka görme eğilimi Arjantin de vardır diyebiliriz. Aslında baktığımızda dünyanın çok çeşitli yerlerinde binlerce çeşit ırkçılık var. genel olarak "bir insanı tek özelliğine bakarak değerlendirme" mevzusuna ırkçılık diyebiliriz. Türkiye de kürtlere olan bakış açısı, amerika da zencilere, Arjantin de latinlere olan bakış açıları ırkçılığın çeşitli yansımaları olsa gerek.



Daha önce kısaca özelliklerden bahsederken, arjantin in en büyük gelirlerinden ve ihracat kalemlerinden birinin sığır eti olduğunu söylemiştik. Tarihinde de arjantin in ekonoomisi genel olarka bu kaleme dayandığından bir ara britanya ya olan satışlardaki düşüş Arjantin i ekonomik sıkıntıya sokar(1930 lar) Daha sonra Arjantin dışa kapalı bir politikaya döner. 1950 lerde ülkeyi "peron" lar yönetmeye başlar. Bir çok güney amerika ülkesinde olduğu gibi Arjantin tarihinde de darbeler mevcuttur. 1980 lere kadar sosyalizm karşıtı silahlı grupları açıkça destekleyen abd, ne ironiktir ki o tarihten sonra demokrasi ve özgürlükler demeye başlamıştır. güney amerika'daki bir çok ülkedeki abd etkisindne de kısaca bahsedeceğim yazılarda. Efenim hepimizin bildiği gibi, 1980 li yıllarda Arjantin Falklan adaları için İngiltere ye karşı savaşır. Aslında zaferden emin olarka adalara giden arjantin tarihinin en büyük hezimetlerinden birini yaşar ve kaybeder. günümüzde bir çok futbol maçında göreceğimiz üzere ingiltere arjantim maçları da bu minvalde gerilimli geçer. Neyse efenim 1980 ler sonrası askeri yetkililere siyasi koruma getirilir. yani yargılanamazlar. fakat 2001 krizinden sonra bu durumdan kurtulmak için tarihiyle yüzleşmek zorunda olduğunu anlayan arjantin yakın zamanda bu yasakları kaldırır ve askeri yönetim ve diktatörlük yönetimi yapmış kişileri yargıladı.

Arjantin in tarihiyle yüzleşmesi gereken bir konu da Patagonya aslında. Arjantin e gelen ilk avrupalı lar ispanyol ve italyan kökenli "beyaz adam"dı. Arjantin kurulduğğunda ilk mücadele Amerika kıtasının çoğunda olduğu gibi yerlilere karşı verildi. Ve yerliler Patagonya ve dışına kadar sürüldüler, öldürüldüler. O zamanlar kendilerini bu ilkel ve medeniyet görmemiş kişilerden korumak isteyen avrupalı görüşünün yansımasıdır aslında bugünkü arjantinlilerin burnu havadalığı. Aslında bu burnu havadalık da diğer ülkelerin arjantin i kıskanmalarından ötürü çıkardığı bir durum. Güney amerika nın bir çok yerinde Brezilya Arjantin rekabeti kendini hissettirir. bunun da biraz o rekabetle alakası var. Aslında Arjantin li insanların dışa açık, diyalog kurmak konusunda çekincesi olmayan insnalar olduğunu düşünüyorum.



Efenim Neyse bu mevzudan çıkalım. biraz Arjantin in nedne dünyada kendini tanıtmada diğer güney Amerikalılardna başarılı olduğu hakkında az çok fikir edinmişizdir. Arjantin deyince akla gelen ilk mevzulardan biri de Tango. Bugün ucundan da olsa tango ya merak salmışlar için, vazgeçilemeyek bir tutku ve duygu yoğunluğudur o. Aynen flamenco gibi bir yaşam biçimidir. Çıkış noktası hakkındaki ortak kanı Arjantin genelevleri ve pavyonları olduğudur. Tahmin edebilebileceği gibi, arjantin genelevlerinde yapıldığındna ötürü ilk zamanlar elit sınıf tarafından ayıplanan ve küçük görülen bir dans çeşidiydi tango fakat zamanla avrupalılar dansı öğrenip sevince, birden en sevilen ve saygı duyulan öğelerden! biri olur. bugün herhangi bir tango müziğinde derinlere dalıp gitmeyecek insan yoktur bence. O denli etkileyicidir gözümde de.




Arjantin deyince futbolu es geçmek olmaz. futbol orada bir yaşam biçimi olarka karşımıza çıkar. dünya futbolunca yüzlerce yıldız kazandıran bir ülke Arjantin. Ve bir çok kişiye göre dünyanın en büyük derbisi olan River Plate - Boca juniors taraftarları. Bu rekabet öyle büyüktür ki Buenos Aires te Boca kendi taksi ağını kurmuştur. aşağıdaki fotoğraf da river boca maçından river plate tribünleri los borrachos del tablon dan bir alıntı. Dünyada şahit olmak istediğim az sayıda şeylerden biri Buenos Aires te river Plate Boca juniors maçını stadyumdan izlemek. Kişisel olarak ben River Plate taraftarıyım. Bunu uzun uzun açmayacağım zaten şu ana kadar bile uzun bir yazı oldu. ama temel olarka river plate şehrin zengin bölgesinde boca ise nispeten fakir bölgesinde faaliyettedir. Fakat ikisinin de birbirini sevmemek için haklı argümanları vardır, ben artık bu siz zengin bizz halk takımıyız argümanından fena sıkıldığımı belirtmek isterim. Yarraam sen halksın da biz salatalık turşusu muyuz demek istiyorum. Polisin takımı sizi. sos Cagonlar. neyse. Efenim o heyecanı orada yerinde hissetmek inanılmaz bir duygu. dünyanın bir çok ünlü dergisine göre de ölmedne önce yapılması gerekenler listesinde bulunur kendisi. Arjantin in en güzel yanlarından biridir.



Yarısı Arjantin, Yarısı da Şili topraklarında kalan patagonya sanki dünyada değilmişsiniz hissi uyandıra bir masal diyarı gözümde... hani dünyada masal yaşamak cennette olmak kavramının karşılığı.. Arjantin e gittiğimde orada kaybolmak istediğim fonda da medwyn goodall çalmasını dilediğim hayal dünyası patagonya..En baştaki fotoğraf Patagonya da gün batımından....

Efenim çok uzun bir yazı oldu, aslında başlarken bu postta, arjantin, brezilya, uruguay, şili, paraguay, kolombiya ve özellikle de bolivya dan bahsedecetim ama sadece arjantin den bahsetmek bile çok uzun sürdü.. diğerlerinden de gelecek postlarda bahsedeceğim artık..keyifli günler dilerim.

1 yorum:

poetaster dedi ki...

coğrafyamız pek de iyiymiş :)lakin benim aklıma latin amerika dendiğinde gelen bir şey daha var, ne kadar ilgilidir bilemeyecceğim ama şu "dirty dancing" filmleri... tango filan da deyince, bu hemşerilerimiz diğer lain danslarının da üstadları değil midirler, sorarım size :)

bir de... bu anlattığın yerleri en yakın zamanda da görebilmen dileğiyle...