21 Temmuz 2009 Salı

Yeşilçam'ın Olağan Olmayan Karakterleri #1- Üftade


Efenim bu başlık için özür dilerim ama anlatmak istediğim seriyi tam olarak karşılayan başlık olarak bunu gördüm. Bir süredir Altın Portakallı Filmler Maratonu yapıyorum. 1964'te ilk yapıldığı yıldan itibaren en iyi film ödülünün iyesi olmayı başarmış filmleri izliyorum. Çoğunu youtube veya google video üzerinden. Idefix'te bazıları var ama gerçekten bu tür bir koleksiyon yapmak istiyorsanız dvd veya cd leri satın alarak arşivinizi tamamlamak neredeyse imkansıza yakın. Üstelik zaman içinde bazı filmlerin orjinal negatiflerinin kaybolduğunu da biliyoruz. Bu nedenle bazı dvdlerde hem görüntü kötü hem de eksik kalıyor. Bu konuda yapılabilecek pek bir şey kalmıyor çünkü negatiflerin orjinalleri kayıp. Bazılarının ise Dvd'si bile yok.

Her neyse efenim, yeşilçam deyince bu memlekette yaşamının en az bir kısmını geçirmiş olan insanın kafasında bir fikir oluşur. Yeşilçam filmlerinin genel özelliklerini kendine göre sayabilir. Elbette ki yeşilçam filmlerinde bulunan karakterleri de. Bir filmin bir haftada çevrildiği ve yılda 200 civarı filmin gösterildiği dönemde filmlerdeki karakterler de birbirlerine çok benzer karakterlerdi ve bu da yeşilçamın kendi geleneksel karakter profilini oturtmasına neden oldu. Örneğin, romantik komedilerdeki jön erkekler gibi. Hatta bu erkek tipi sadece romantik komedilerde değil başka türlerde de sıkça karşımıza çıktı sonraları. Bunların ötesinde Yeşilçam, yılda bu kadar fazla film üretirken elbette ki doğal olarak bir kaç sıradışı karakter de çıkarmayı başardı. Bu seride genel yeşilçam filmlerinin pek yer vermediği ama bir kaç filmde ortaya çıkan "olağan olmayan" karakterlerine yer vereceğim.

Bunlardan ilk sıraya Üftade'yi koymazsam ayıp edip büyük bir pot kıracakmışım gibi geliyor. Üftade, Müjde Ar hanımefendinin Teyzem isimli klasik filmde canlandırdığı sıradışı karakter. TEyzem'i izleyenler bilecektir, film öylesine etki bırakıcı öylesine tüyler ürpertici bir şekilde ilerler ki gece yatarken de bu film aklınıza gelir ilk günlerde. Örneğin ben The Exorcist'i de ilk izlediğimde böyle olmuştu. Bu muymuş lan herkesi tırstıran exorcist diye saymaya başlamıştım filmden sonra. Velhasıl kelam gece yatağa girince film aklıma gelip durdu sürekli ve adamakıllı da sıçırttı diyebilirim. Teyzem bundan bir adım ilerisi bir etkide bende. Filmi izlerken de gerilip korkabiliyorsunuz. Örneğin, bizimkiler dizisinden SAbri Bey olarak da bildiğimiz Mehmet Akan'ın, Üftade'nin halüsinasyonlarında çıktığı sahnelerdeki performansı Üftade gibi izleyiciyide de daracık alanda sanki hemen yok edilecekmişsiniz duygusunu başarıyla aktarıyor.

Üftade'ye gelince, aslında o zamanlarda da şimdiki zamanlarda "mahalle baskısı" gibi kavramın, kadın hayatına etkisinin bolca göründüğü bir çizgide Üftade. Ablası, üniversiteyi kazandıktan sonra evden kaçmış zaman içerisinde evlenmiş ve bir şekilde aileden ve bu görece baskıdan uzak biçimde yaşamını idame ettirirken Üftade evde kalmış ve ailenin de adı konmayan ama hissedilen baskısını damarlarında hissetmiştir adeta. Bu baskıdan kurtulmak için ya hayal dünyasına sığınabilir ya da ablası gibi kaçarak uzaklaşabilirdi. O hayal dünyasını tercih etti ve günlükleriyle başbaşa kalıp yaşadığı her şeyi ama her şeyi günlüğüne geçirdi. Bunlar içerisinde saplantılı biçimde aşık olduğu ve film boyunca gerçek olup olmadığı netlik kazanmayan Erhan, halüsinasyonlarında ortaya çıkan Üvey babası gibi bir çok mevzu vardır. Bu hayal dünyası ile gerçeklik bir süre sonra karışmaya başlar tabi ki. Üvey babası ilk geldiğinde taciz gören Üftade sonraları, bunun da etkisiyle ortaya çıkan travmatik durumuyla da çevresine göre "nedensiz" şekilde garipleşmeye başlar. Obsesif aşkı Erhan ile hiç konuşmuyor olmamasına rağmen yaşadıkları aşkı günlüğüne uzun uzun geçirir. Akabinde tekrar tacizlere maruz kalır. ASlında bir defa da kısa bir evlilik geçirir aile zoruyla biraz da. Eşcinsel bir erkek gibi görünen ve Uğur Yücel'in canlandırdığı karakter ile. Sonrasında onun ailesinin baskısında da bunalarak eve kaçar ve söylediği şu söz aslında onun tek kendini bulduğu dünyasının hayal dünyası olduğunu ortaya koyar;
"Bu hayat bana gore degilmiş. Bu evin otesinde de onemli birsey yokmus meger."
Elbette ki filmin sonlarına doğru aşk olmadan hayat çekilmez sözü de üçüncü kaçış yolu olan ve yıllardan beridir bu ülkede gördüğümüz çözümlerden biri olan intihara teşebbüsü olmamasını açıklayıcıdır aslında. Çünkü o Erhan'a aşıktır ve kimsenin bilemeeyceği kadar büyük bir hisle sevmektedir onu. Buna rağmen sonunun intihar ile bitmesi ise kaçınılmazdır. Bu toplum yapısının ne kadar kokuşmuş olduğunu aslında Üftade gibi binlerce kadının intiharını defalarca gazetede "bir kadın ezildi" gibi başlıklarla görmemiz özetleyebiliyor. Toplum eleştirisinin en iyi yapıldığı ve buhranın fena halde yoğun olduğu bu filmin en buhranlı karakteri Üftade yeşilçamda ortaya çıkmış en olağan dışı karakterdir ama aslında toplumda veya halk arasında üftadeler çok fazladır maalesef..Sadece yeşilçam bu konuya o zamana kadar eğilmemiştir.

3 yorum:

poetaster dedi ki...

tam isabet! üftade yeşilçam'a uzaktan bakıp onun tam içinde olan bir karakter. müjde ar'ın en iyisi.

teletabi dedi ki...

sağolunuz efenim.. serap ile naciyeyle birlikte müjde ar ın en iyi üçünden biri diyelim.

içimden geldiği gibi ~~~ dedi ki...

merhaba bir süre uğrayamadım.Umarım herşey yolundadır...
Hayatım boyunca etkilenerek izlediğim birkaç flimden biridir "Teyzem" kaç kere izledim saysını bile hatırlamıyorum.sağlıcakla kal.