28 Nisan 2009 Salı

Pazartesi Sendromu

İyi geceler sevgili okuyucu. Malumunuz güzel ve heyecanlı haftasonu akabinde work related(hey yavrum hey) koşturmacalara başlamak insanları derinden etkiliyor. Neden öyle olduğu hakkında henüz detaylı bir teorim yok fakat pazartesi, hele ki haftasonu danalar gibi keyif yaptıysanız o kadar da kötü başlamıyor. Bugün yoğun koşturmaca ile birlikte hayatın akışına dair tanık olduğum bazı enstantaneler beni epeyce eğlendirdi. Tabir-i caizse üzerimde -bu seferlik- bulunmayan pazartesi sendromunu obsesyonunu da defetti. Biraz bunlardan bahsetmek istiyorum izninizle efenim.

Bunlardna ilk ikisi anketör diyaloglarından. Direk benimle olmayan fakat yoldan geçerken kulak ve göz misafiri olduğum ufak dakikalar. İki anketörün de yoldan geçenlere eğlenceli "tacizleri"nden mütevellit bu anlar. İlkinde yolan geçen iki hanımefendiye yaklaşıyor anketör arkadaşımız, fakat elbette ki hamıkızceğizlerimiz yüzüne bakmayarak yollarına devam ettiler, ısrarla yaklaşan anketörün "ama neden kaçıyorsunuz hanımefendi" deyişine epeyce güldüm yoldan geçen biri olarak. İkincisi ise çok daha iyiydi. Bilmiyorum kaygısızlar dizisinin o sahnesini hatırlıyor musunuz. Taksi yoldan geçmektedir müşteri elini kaldırıp "taksiii" diye işaret eder, yanından geçen taksici de kafasını camdan uzatıp "yolcuuuu" diyerek yoluna devam eder. Türk komedi tarihinin en absürd ve eğlenceli sahnelerinden biridir. İzlemek isteyenler şu adrese bakabilirler. Neyse efenim ikinci vuku da böyle beklenmedik bir cevap aslında. Yine anketörümüz, gayet taş olan bir ablamıza yaklaşır "afedersiniz hanımefendi" der. Tabi ki ablamız kendisinin yüzüne bile bakmadan yola devam eder. Bunun üzerine anketörümüz "affetmiyor musunuz" deyip, yine yoldan geçen biri sıfatıyla olaya şahit olan beni yarmıştır.

Üçüncü vuku da, gündüz yağan yagmurun dinmesi için istiklalin girişindeki telefon kulübelerinde bir kaç dakika beklemek üzere durduğum anda cereyan etti ki bu olay, bana göre günün en bomba sahnesiydi. Öğle ezanı okunmaktadır, cami de meydana yakın oluğundan ses şiddeti epeyce fazladır. Bu kuvvetli sesten sıkılmış olan bir amca hızlı hızlı yanımdan geçerken "sesi de güzel olsa amına koyayım" diyerek fatality çekmiştir kahkaha krizime.

Bugün anlatacağım son esntantane de bir anlatım bozukluğu vakası. O an bulunduğum ortam, ciddi bir iş konusunun konuşulduğu ortam olmasından ötürü gülmemek için kendimi nasıl kastığımı bir ben bilirim herhalde. İsmi lazım değil bir televizyon kanalının yayın ve bilgisayar sistemlerini onarmak için gittiğimiz mekanda, o kanalın önemli isimlerinden biri bir dvd hazılamakla ilgilenmektedir. Biz de hazırlanmış örnek dvd yi görüp pek tutmadığımızı söyledik. Diyalog aynen şöyledir;

-Pek başarılı değil bence abi.
-Hiç başarısız!

Hiç başarısız ne lan. O an iki dakika sırıtmamak için dudaklarımı ısırırken kanatacaktım herhalde. Bir de üzerine jeff ve gigle loop aklıma gelince kastıkça kastım.

Neyse efenim hafta güzel ve eğlenceli başladı. Uzun süredir iş günlerinde böyle keyifli olmamıştım. bir şey var ama nedir bilemedim. havalardan acep?. Bulut bu, bu da bulut, e bu da bulut! (A tribute to B. Kendisinin bulut temasını çok geç farketmeme rağmen bayıldığımı belirtmek isterim. Kısa zaman içinde favori repliklerimden biri oalcak herhalde "e bulut bu".)

3 yorum:

KaRaMeL dedi ki...

:D şU anketör ve 'taxii', 'yolcuuu' muhabbetine çok güldüm bende.:))
tesadüf işte hey gidi istiklal hey:D

ஐ๑renklikalem dedi ki...

okurken bilem gülmekten yanaklarım ağrıdıysa, senin ne yaşadığını tam olarak anlayabilmem mümkün değil bence. bunlardan belgesel olur ya!:D "oradaydım" asjdhgashgvf

iyi haftalar.

teletabi dedi ki...

@renlikalem: puahaskjfjksfkjlsjflakls. Oradaydımlşskfsdlkşfaslş. Şahane. :)

@Karamel: İstiklal çoğu zaman epeyce eğlenceli anlara tanıklık edebilmeyi sağlıyor :)